Kıbrıs - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Kıbrıs


İlk Ziyaret
Kıbrıs'ı ilk ziyaret edişim 2010 yılının Mayıs ayına denk gelir. Fatih'in İsanbul'u fethettiği 29 Mayıs tarihinde Kıbrıs'a ilk adımımı attım. Bu sefer ki fetih eğitim ile zihinlerin fethiydi :) Dershanecilik yaptığım dönemlerde bir çok öğrencimizi Kıbrıs'a göndermiştik. Şimdi döndü dolaştı bu öğrenciler beni Yakın Doğu Üniversitesindeki bir eğitim programına davet etti. Diktiğimiz fidanlar meyve verdi diyelim.

Ters Köşe Yapan Araçlar
Kıbrıs'a ilk ayak bastığımda şehrin biraz dışındaki havalimanına iniyorsunuz. Tarlaların arasında gibi. Halbuki hayalimde küçük toprak parçası nedeniyle binalarla dolu bir Kıbrıs profili var. İlk dikkatleri sarı üzerine siyah baskılı araç plakaları çekiyor. Türkiye'deki gibi plakalar uzun değil, İki harf ve üç rakamdan oluşuyor sadece.

Araçlar konusunda dikkat çeken diğer bir konu ise direksiyonlarının sağ tarafta olması. Bu İngiliz kültürünün bir özelliği. Gidiş-geliş yollar da bize göre ters. Sollamak diye bir kavram yok mesela. Sağdan geçmek yani sağlamak var :) 

İkinci Kıbrıs ziyaretimde aslında bilmeme rağmen alışkanlıklarımın esiri oldum. Geçtim sağ kapıdan ve direksiyonun olduğu koltuğa oturdum. Beni alacak arkadaş garip garip baktı. Arabayı kullanmak istediğimi düşünmüş. Yine unutmuştum ki, orada direksiyonlar sağda, ben ise sola oturmalıyım.

Lefkoşa
Havalimanı Lefkoşa'da. Lefkoşa'ya girince bir kez daha şaşırıyorsunuz. Çünkü yüksek binalar, gelişmiş bir şehircilik beklerken sıradan bir Anadolu kasabasına girmiş gibi oluyorsunuz. Terk edilmiş, harabe bir ilçe görüntüsü var. Eski binalar restore de edilmemiş. Kıbrıslılar daha çok Girne'de yaşarken Lefkoşa Türkiye'den gelenlerin mekanı olmuş.

Tank

Eğitimi bitirip de Kıbrıs'ı gezmeye başladığımızda ilk gittiğimiz yerlerden biri Tank. Dağın başında toprağa saplanmış bir şekilde bir tank var. Bu tank Kıbrıs Harekatı'nın tanığı. O kadar eğimli bir araziden çıkmış ki, o tankın oraya nasıl geldiğini akıl almıyor. Üstelik bu dağlara tırmanış işini gece 21.00-22.00 arası bir vakitte yapıyor. Çanakkale'deki Seyit Onbaşı olayı gibi bu olayda zorlukların insandaki ne gibi potansiyelleri ortaya çıkardığını ispatlıyor bana göre.

İkinci Ziyaret (14-15 Mayıs 2011)

Kıbrıs'a ikinci ziyaretim 2011 14-15 Mayıs tarihlerindedir. Bu sefer Kıbrıs'a eşim ve küçük kızım Asude ile gidiyoruz. Yine eğitim için. Bu sefer Din görevlileri de kapsama alanımızda. Aynı gün aynı salonda hem üniversite öğrencileri hem de din görevlileri ile bir araya geldik. Konumuz yine iletişimdi.
Eşimin ilk gidişte benim yaşadıklarımı yaşamaması için onu hazırlamıştım. Kıbrıs küçük bir kasaba gibi diye.
 
Kıbrıslı Türklerin Aksanı
Kıbrıs'ta Avea hattım çekmiyor. Bu Avea'nın benim için bitişi demek :) Neyse bir Turkcell bayiine uğrayıp geçici bir hat almak istiyorum. Türkiye ile iletişimi korumalıyım çünkü. Mağazalar aynı Türkiye'deki Turkcell'ler gibi. Ancak görevli bayanların aksanına şahit olunca şaşırıyorum. Çünkü biz Türklerin Türkçe'si ile onların Türkçe'si arasında fark var. Onlar Türkçe'yi yeni öğrenen bir İngiliz'İn konuştuğu gibi konuşuyorlar.
 
Arap Ahmet Camii
Günlerden Cuma. Cuma namazı için Arap Ahmet Camii'ne gidiyoruz. Cami adını Kıbrıs'ın fethinde Türk ordusunun generallerinden biri olan, Ahmet Paşa'dan alıyor. Yapımı 1845 yılı. Bahçesinde Osmanlı'da 4 kez sadrazamlığa yükselmiş Kamil Paşa'nın mezarı da var. Kıbrıs'ta manevi havanın biraz olsun hissedildiği yerlerden birisi burası.  Her neyse Türkiye'de bir Cuma günü hangi camiye giderseniz gidin yer bulamazsınız. Bu tabloya o kadar alışmışız ki. Biraz geç gittiğimiz camide "Nasıl yer bulacağız" diye endişe ederken içeri bir giriyoruz, merkeze yakın böyle meşhur bir camide sadece 3 saf cemaat var. Kıbrıs'ın din ile olan ilişkisini göstermesi açısından oldukça manidar. Arkadaşım diyor ki, ben 5 sene önce buraya geldiğimde bu camide Cuma günü bir saf ancak oluyordu.
 
Hz. Ömer Türbesi
Hz. Muaviye zamanında, yaklaşık 650 tarihinde, İslam ordusu akın akın diğer ülkeleri fethe çalışırken. Hz. Ömer isimli 7 sahabe gemilerine atlayıp Kıbrıs'ı fethe gelmişler. 7 kişi. Koca bir ada. Bu ne cesaret değil mi? Adaya ayak bastıklarında hemen fark edilmişler. Bunun üzerine bir mağaraya saklanmışlar. Ancak burada bulunup şehit edilmişler. Osmanlı fethettiğinde Kıbrıs'ı kemikleri çıkarmış ve hemen yanı başına denize nazır bir türbe ve mescit yapmış. Girne'ye 4 km. mesafede bir yerde türbe.
Türbe 1963 yılında Rum saldırıları sonrasında talan edilmiş. 1978 yılında onarıma alınmış ancak bilinçsiz onarım sonucu orjinalliğini yitirmiş.

Türbeye akşam üzeri gidiyoruz. Issız bir yerde, denizin tam kenarında, yıpranmış bir şekilde mahzunca duruyor. Öyle ziyaretçisi felan da yok. Zaten türbedar erkenden kapatıp gidiyormuş. Türkiye'de olacak ve bir sahabe kabri olacak. Böyle mi olurdu? Bu türbe bana 7 kişinin ailesini, çocuğunu bırakıp hiç bilmedikleri bir yere fetih için gelmeleri ile cesareti aşıladı. Bir yandan da onların bu mahzun ve terk edilmiş hali beni üzdü. Allah onlardan razı olsun...
 
Kırklar Türbesi
Lefkoşanın 10 km kadar doğusunda Timbo Köyü yakınlarında bir yer burası. .Burada mescit ve türbe var. Günümüzde tamamıyla harap durumda. Zaten türbeye askeri bir bölgenin içinden izinle geçip gidebiliyorsunuz. Türbenin 1816 yılında yapıldığı biliniyormuş. Türbenin 40 dervişin mezarlarından oluştuğu sanılıyor. Bu tekke Nakşibendi tarikatına ait bir ziyaret yeriymiş ve bu tarikata bağlı Şeyhler ve Dervişler tarafından yönetilmekteymiş. Şu anda türbenin küçük bir kısmı var. Diğer duvarları yıkılmış durumda.

Türbeyi ziyaretimizde bir türbedar vardı. Çiftçiydi ve gelene türbeyi anlatması söylenmişti. Ezberlediği metin üzerinden hızlıca bir şeyler söyledi ama pek de bir şey anlamadım. Şunu biliyorum, bölge hem Hristiyanlar hem de Türkler için kutsal bir yermiş. Bölgede önceleri kilise olduğu da söyleniyor.
 
Bellapais
Burası aslında bir manastır. Girne'de bulunuyor. 1200'lü yılların başında yapımı tamamlanıyor. Beşparmak dağlarının eteğinde, denize nazır bir mekan. Şimdi sanat etkinlikleri ve restoran olarak kullanılıyor. Tarihi bir mekanda deniz manzarası ve hoş müzik eşliğinde oturup çay içmenin keyfi de başka. Burası oldukça ziyaret alan mekanlardan. Kıbrıs'a uğrayanların uğrak mekanı..
 
3. Ziyaret (31 Mart 2012)
2012 yılında rutin Kıbrıs programını erken yaptık. 31 Mart 2012 tarihinde yine bir eğitim amacıyla Kıbrıs'taydık. Bu seferki ziyaretim programımın doluluğu nedeni ile günübirlikti. Sabah vardığım Kıbrıs'atan akşam döndüm. Bu ziyaretimde Kıbrıs'a özgü bir şeyi daha keşfetmiş oldum.
 
Medoş Lalesi
Bu lale Kıbrıs'a özgü bir bitki. Mart-Nisan aylarında 400-500 metre yükseklikte gelincik gibi tarlaların arasında yetişiyormuş. Çiçeğinden dökülen tohumla çoğaldığı için, bir sonraki sene aynı yerden tekrar yeşeriyormuş. Asıl adı Kıbrıs Lalesi. Bu lalenin her yıl festivalleri de yapılıyormuş.
 
Cennetten Bir Köşe
Bu ziyarette arkadaşlar beni yeni keşfettikleri bir mekana götürdüler. Burayı bir İngiliz işletiyor. Kocaman bir bahçe içinde bir restoran. İçeri girerken tek kişilik bir yolda, dev selvilerin arasından geçiyorsunuz. İçeride kuşlardan oluşan bir hayvanat bahçesi ve çeşit çeşit bitkiler var. Oldukça güzel bir havuz ve bu havuzun etrafına sıralanmış çardaklar var. Bu çardakların altında, temiz hava eşliğinde yemek yedik. Yediğim taze domates çorbası ise harikaydı.
Devam edecek...

Kıbrıs Reviewed by Mehmet Teber on 5/26/2011 Rating: 5 İlk Ziyaret Kıbrıs'ı ilk ziyaret edişim 2010 yılının Mayıs ayına denk gelir. Fatih'in İsanbul'u fethettiği 29 Mayıs tarihinde ...

Hiç yorum yok:

HTML kodu kullanarak yazılan yorumlar onaylanmaz.

Yorumlarınızı yazarken menüden "Anonim"i seçiniz. Yoruma ad soyadınızı yazabilirsiniz.

Eğer bir Gmail hesabınız var ise, menüden "Google hesabı"nı oturum açıp seçebilirsiniz.

Menüden Adı/URL seçeneği ile, adınızı ve e postanızı yazabilirsiniz.