Tercih mi? Yine mi? - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Tercih mi? Yine mi?

Sınav   

Delikanlı sabah evden çıktı. ‘Okula yürüyerek mi gitsem, yoksa hemen bir minibüse mi atlasam?’ diye düşündü. Hava hafif kapalı ama güzeldi. Yürümeyi tercih etti. Ne var ki, kısa süre sonra başlayan yağmur nedeniyle yaptığı bu seçimden pişman oldu ve “Keşke minibüse binseydim” dedi. Okula vardığında epey ıslanmıştı. 


Arkadaşları dışarıda onu gülerek karşıladılar. “Ne o koçum akvaryumdan mı çıkıp geldin” esprileri hiç de canını sıkmadı. 

- Yusuf zaten okulun son günleri, derse girmeyelim diyoruz, sen ne dersin?

Yusuf yine bir tercih yapmak zorunda kaldı. Tercih yapmak pek hoşuna gitmiyordu. Bir yanda ailesine verdiği söz, diğer yanda arkadaşlarının baskısı vardı. Dedi “Ben derse gireceğim arkadaşlar, siz bildiğiniz gibi hareket edin.”

Sınıfına yöneldi ve sırasına oturdu. Sınıfta birkaç kişi ancak vardı. Ders zili çalmasına rağmen öğretmen gelmedi. Yusuf yine sıkıldı. “Keşke arkadaşlarla gitseydim” diye kendine kızdı. Ancak oturup ders çalışması da gerekiyordu. Beklenen sınava az kalmıştı çünkü. “Neyse iyi ki gitmemişim, sınav da yaklaştı. Biraz tekrar yaparım” diye düşündü. Bu sefer doğru seçim yaptığı için kendini tebrik etti.

Ne var ki Yusuf’un içinden hiç ders çalışmak gelmiyordu. Bu sıcak havada ders çalışmamayı tercih etti. Zaten son bir aydır hep bu tercihi yapıyor, ders çalışmıyordu. “Yaptığım kötü seçimlerin kurbanı olacağım” diye kendine de kızıyordu.

Sınav günü geldiğinde spor kıyafetlerle sınava gitmeyi tercih etti. Sınava en bildiği sorular yerine bilmediği sorularsan başlamayı seçti. Sorular erken bitti. “Çıksam mı, çıkmasam mı?” diye düşündü. Çıkmayı tercih etti. Çıktığında dışarıda sadece veliler vardı. Eve, gitmekle sahil kenarına gitmek arasında kaldı. Sahili seçti.

Sahilde bir kafeye oturdu. Garsonla arasında şöyle bir konuşma geçti:

“Ne alırsınız efendim, mönüden bir seçim yaptınız mı?”
“İçecek istiyorum.”
“Sıcak mı yoksa soğuk mu içecek alırsınız efendim?”
“Üff yine mi seçim yapacağım. Zaten az önce yüz küsur soruda şıklar arasında seçim yaptım”
“Anlamadım efendim.”
“Şey, soğuk içecek tabi ki”
“Gazlı içecek mi efendim, yoksa meyve suyu mu?”
“Meyve suyu olsun”
“Şeftali, vişne, portakal, kayısı ne alırdınız?”
“Vişne”
“Soğuk mu olsun efendim ılık mı?”
“E, artık yeter! Nasıl olursa olsun canım. Altı üstü bir şeyler içeceğim. Bu kadar zor mu bir meyve suyu içmek ya?”

Garson yüzünü asarak masadan uzaklaştı. Gelen vişne suyu çok soğuk değildi. “Buz gibi deseydim keşke.” diye hayıflandı.

Aradan bir ay geçti. Bu bir ayda o kadar çok tercih yaptı ki. Sınav sorularına bakmamayı, bir tatile gitmemeyi, bir işte çalışmamayı seçti. İşin ilginç tarafı her yaptığı seçimin sonucuna yine kendisi katlanıyordu. Yaptığı küçük-büyük her seçim onun geleceğinin inşasında önemli rol oynuyordu. “Acaba” dedi “Küçüklüğümden bu yana ne kadar, kaç tane tercih yaptım?” Bu düşüncelerle sınav sonuçlarının açıklandığı siteye girdi ve sınav sonucuna baktı. Öyle kritik bir puan almıştı ki, yerleşebilirdi de yerleşmeyebilirdi de. Şimdi yine tercih yapması gerekiyordu. Üstelik bu dönem tüm Türkiye’de tercih dönemi olarak biliniyordu. 

Evet gençler, yeni bir tercih dönemi daha başladı. Gerçi bu döneme kadar o kadar çok tercih yaptınız ki. Şimdi ise niteliği değişse de yapacağınız işlem yine bir tercih. Diğer yaptığınız küçük tercihleri küçümsemeyin derim size. Yaptığınız bir arkadaş tercihi, bu ayda yapacağınız lise-üniversite tercihini sizce etkilemedi mi? Ya da sene içinde ders çalışmak yerine internette gezmeyi tercih ettiyseniz, bu tercihiniz bu ayda yapacağınız tercih listesini olumsuz etkilemeyecek mi?

Elinizdeki puanı sadece sınava girerek almadınız. Bu puan daha küçüklükten itibaren yaptığınız küçük seçimlerin sonucu. Arkadaş seçtiniz, okul seçtiniz, öğretmen seçtiniz, dershane seçtiniz, ders kitaplarınızı seçtiniz. Oyun oynamayı seçtiniz, oyunu bırakıp kitap okumayı seçtiniz. Soru çözmeyi seçtiniz, soru çözmek yerine gazete okumayı seçtiniz. Dersten kaçmayı seçtiniz, boş derste dışarı çıkmak yerine onlarca soru çözmeyi seçtiniz. Ders çalışmak yerine dizi izlemeyi seçtiniz, arkadaşlarınızla sinemaya gitmek yerine deliler gibi ders çalışmayı seçtiniz. İşte elinizdeki puan bu ve benim buraya yazamadığım tüm seçimlerinizin sonucu. Şimdi bu puanla bir tercih daha yapacaksınız.

Şunu bilmenizi isterim; bu tercih, hayatınızdaki son tercih olmayacak. Yapacağınız bu tercih kaderinizin yönünü değiştirmeyecek. Çünkü bu tercihi daha liseye-üniversiteye adım atar atmaz başka tercihler izleyecek. Bence yaşamınızı belirleyecek olan hayatınızın geri kalan kısmında yaptığınız, size göre minik, bana göre büyük olan tercihler. Bu nedenle size klasik tercih tüyoları vermeyeceğim. ‘Sıralamanıza göre tercih yapın, ölü tercih yapmayın, ilk tercihleri hayalinizdeki yerlere ayırın.’ gibi klişe tavsiyelerde bulunmayacağım. ‘Tercihinizi bir uzman eşliğinde yapın.’ demeyeceğim. Çünkü bunları bu dönemde o kadar çok duydunuz ki, biliyorsunuz zaten.

Benim size diyeceğim şu arkadaşlar; bu yapacağınız tercih hayatınızdaki bir milyon tercihten sadece bir tanesi. Bu yazıyı okumayı tercih etmeniz nasıl ki sadece bir (1) tercihse lise-üniversite seçmek de bir (1) tercih. Fazlası değil. Hayatınıza yön verecek olan forma işlediğiniz lise-üniversite tercihi değil, forma işlemediğiniz, belki farkına varmadığınız diğer 999.999 tercih bence. 


Soruyorum size, süper bir tercih dönemi geçirip, başarılı bir tercih listesi oluşturdunuz diyelim. Diyelim ki güzel bir lise-üniversiteyi de kazandınız. Geri kalan 999.999 tercihinizin geneli doğru olmadıktan sonra bu başarılı tercihiniz ne kadar işe yarar ki?    

Sadece bu tercihinizin değil, tüm tercihlerinizin istikametli olması temennisi ile…

Mehmet Teber
Tercih mi? Yine mi? Reviewed by Mehmet Teber on 7/24/2012 Rating: 5 Sınav    Delikanlı sabah evden çıktı. ‘Okula yürüyerek mi gitsem, yoksa hemen bir minibüse mi atlasam?’ diye düşündü. Hava hafif kapalı...