Van Günlüğü-6 Nisan - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Van Günlüğü-6 Nisan

6 NİSAN CUMA Protokol Ziyaretleri

M. Teber: Bugün protokolü ziyaret etme günüydü diyebiliriz. Sabah kahvaltısının ardından önce Sağlık Müdürlüğüne gittik. Halk Sağlığı müdürü Yakup Bey'i, Akıl ve Ruh Sağlığı Müdürü Nuray Hanım'ı ve son olarak da Sağlık Müdürü Bilal Bey'i ziyaret ettik. Beklemenin dışında hepsi candan iyi niyetli insanlardı.

 

Ebru: Sabah 7.30 da kahvaltı için otelin restorantına indik diğer asistan ile. Biraz sonra da Mehmet Hoca katıldı bize. Bugünkü trafik yoğun olacaktı. Protokol ziyaretleri vardı. İl Sağlık Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Van Valiliği vardı listemizde. İlgili kurumlara hem projemizi anlatacak hem de pazartesi (9 Nisan) tarihinde Halkalı köyünde Yeryüzü Doktorlarının Adıyaman’dan gelecek bir milletvekilinin (kendisi de bir Yeryüzü Doktorları gönüllüsü imiş) katılımıyla gerçekleşecek ağız sağlığı etkinliğine onları davet edecektik. İlk olarak İl Sağlık Müdürlüğüne gittik. Bürokrasinin gereklerine göre hareket ediliyordu. Yani her şey olabildiğince yavaş ve kademeliydi. İlk önce sağlık müdürlüğündeki bir birimin özel kalemi ile görüştük. Kendisine projemizi anlattık. Ondan sonra derin sohbetlere dalındı. Özellikle de organik bal üzerine faydalı bilgiler aldık kendisinden =514; Daha sonra Halk Sağlığı Birimi Müdürü ile görüştük. Kendisi oldukça enteresan biriydi. Hoş sohbetti. Bize uzun uzun fizik sevdasından, Boğaziçinde Fizik okuma uktesinden bahsetti. Daha sonra projemizde yardımı dokunacağını düşündüğü akıl ve ruh sağlığı ile ilgilenen bir bayanla tanıştık ve sohbet ettik. Nihayet İlk Sağlık Müdürü Bilal Beyle görüşebildik. Kendisine projemizi anlattık ve ilgili etkinliğe katılması için davet ettik. Olağandışı bir şey olmadığı sürece katılabileceğini belirtti.

İkinci durak olarak İl Milli Eğitim Müdürlüğüne geçtik. İlk önce müdür yardımcısı ile görüştük ve davetimizi kabul etti. İGEDER’den İsmail Hocanın selamını iletmek için Ebubekir Bey’i aradık. Lakin kendisini bulamadık. Daha sonra sıra İl Milli Eğitim Müdürü ile görüşmeye gelince bizi bahçedeki bir konteynıra yönlendirdiler. Şaşırmıştık. Müdür yardımcıları binadayken neden müdürün odası bir konteynırdaydı ki? Bunun yanıtını da müdürün sekreterinden aldık. İl Milli Eğitim Müdürlüğünün A bloğunda normalde müdürün ve birçok birimin odası varmış ama depremde fazla hasar oluştuğu için binayı boşaltmışlar. Müdür yardımcıları ile görüşmek için girdiğimiz B blokta ise birkaç kişinin odası varmış. Diğer bütün birimler bahçelere konulan konteynırlarda çalışıyormuş. Neyse, İl Milli Eğitim Müdürü de etkinliğe katılacağını bildirdi ve biz de oradan ayrıldık.

Merve: Bugün Van da ikinci gün, gece hiç rahat uyuyamadım ki ben yerini yadırgayan biri değilim. Sabah erken saatlerde kalkıp güzel bir kahvaltı yaptık. Öğlene kadar bina bina gezip pazartesi günü yapılacak olan sağlık taramasına vali, vali yardımcısı, müdür vs. çağırdık. Tanıştığımız müdürlerden biri oldukça cana yakın biriydi, bizimle hayallerini paylaştı, kitaplar önerdi; birilerinin gençleri önemsiyor olması güzel ve de sahip çıkma isteklerinin olması, İstanbul’da her şey daha “ben merkezli”. İnsanlar çok içten, cümlelerin sonuna hep açıklama cümlesi ekliyorlar bu da önemsendiğimi hissettiriyor. İyi niyetli çok insan var, mesela okuldaki temizlik görevlisi biz okulda tek kaldık diye aracımızdaki doktoru aradı, bizimle ilgilendi.

Kırmızı Halıya Basmayın

M. Teber: Sonrasında durağımız il milli eğitim müdürüydü. Onu da makamında ziyaret edip Vali'nin makamına çıkalım dedik. Vali ile görüşmek mümkün değil tabi. Velakin valinin halısına basmak da mümkün değil onu öğrendik. Mustafa arkadaşımız kırmızı halıda yürürken görevli uyardı "Halıya basmayın" diye. Biz şok olduk tabi. Nedeni Vali basacakmış. Hepimiz şaşırdık tabi. Durumu hemen hem valiye hem de Cumhurbaşkanına twitledik. Cumanın ardından Vali'nin sağlık işlerinden sorumlu yardımcısı ile görüştük. Böylece protokol ziyareti tamamlanmış oldu.

Ebru: Üçüncü ve son protokol durağımız Van Valiliğiydi. Asıl bürokrasiyi ve gariplikleri burada gördük. Birkaç yere geliş nedenimizi bildirdikten sonra bizi vali makamına aldılar ama görüştüğümüz kişi özel kalem oldu… Bizi dinlerken sık sık konuşmamız, çeşitli kişilerin içeriği girip çıkması yüzünden kesildi. Misafirlere gösterilen bu tutum hepimizi rahatsız etmişti. Uzun uğraşlar sonunda meramımızı anlatabildik ama valinin çok meşgul olduğundan dolayı katılamayacağını öğrenebildik sadece. Özel kalem, valinin sağlıktan sorumlu yardımcısı ile görüşmemizin bizim için daha uygun olacağını söyledi ve bizim için saat 14.00 a randevu aldı. Tam makamdan çıkarken koridordaki “kırmızı halıya” bastık diye “halıya basmayın!” diye bir uyarı aldık. Sebebini sorunca da o halıya “sadece” valinin basabildiğini öğrendik :)

Güveçli Bekle Bizi

M. Teber: Protokol ve yemek işini hallettikten sonra Güveçli Köyüne yola çıktık. 15.30 gibi okuldaydık. Okul aşırı yıpranmış. Yıkılan okulun öğrencileri de buraya geldiği için sınıflar kalabalık. İkili öğretim yapılıyor. Günde 7 ders yapılıyor ve Cumartesi de eğitim var. Nedeni deprem süresince iptal olan dersleri telafi etmek. Sabahçılar 7.30'da giriyor. 4 dakikalık tenefüslerle 7 ders işlenip onlar gidince hemen öğleciler geliyor ve aynı sisteme onlar da tabi. Üç okul birleştiği için, oda yetersizliği var. Çay ocağını bile sınıf yapmışlar.

Ebru: Cuma vakti de yaklaşmıştı. Yeryüzü Doktorları beni ve diğer asistan arkadaşı otele bırakıp Cuma’ya gittiler. Cumadan sonra hep beraber ev yemekleri yapan bir yerde öğle yemeğimizi yedik. Ondan sonra da projeye başlayacağımız ilk okul olan Güveçli İlköğretim Okuluna gitmek üzere yola çıktık. Güveçli İlköğretim Okulu 6-7 okulun sabah-öğlen ayrılarak ders yaptığı bir okuldu. Şartları oldukça kötüydü ve okulun için çok tozluydu.

İlk Uygulama

M. Teber: İlk uygulamaya asistanlarımızla birlikte girdik. hem planlamanın etkinliği görmek, hem de ortak bir şekilde programı uygulayabilmek için. İşe oyunla başladık. Sonra travmanın etkisini ölçmek için bir ölçek doldurttuk. Sonrasında bir resim çalışması. Sonrasında oyun ve en sonda cümle tamamlama testi. Uygulamamız iki ders saati sürdü. İlk gün tek ortak uygulama ile geçti. Uygulamadan aldığımız geri bildirime göre programı geri dönüş yolunda revize ettik. Yarın üç kişi hepimiz ayrı ayrı sınıflara gireceğiz.

Ebru: Rehber öğretmen ve müdürle görüşüp 5/A sınıfına girdik hep beraber. Çocukların motivasyonu çok iyiydi, oldukça saygılı ve naziktiler. Çocuklarla tanışıp “Duygu Yarışı” adını verdiğimiz oyunla programımıza başladık. Çocukların bazıları yarış sırasında sinirden gülüyordu. Daha sonra “Travma Testi”, “Kelime Türetmece”, “Aileni Çiz” ve “Cümle Tamamlama Testi” ile devam ettik. Vakit kalmadığı için “Nesi Var” adlı oyunumuzu oynayamadık. İşimiz bittikten sonra bizi almaları için Yeryüzü Doktorlarını bekledik. Bu arada da müdür beyle çay içip sohbet ettik.

Merve: Yarın ki uygulamayı iple çekiyorum, sanırım en yoğun günümüz olacak. Bugün yaptığımız pilot uygulamada Mehmet Hoca, Ebru ve ben aynı sınıftaydık. Biraz kalabalık bir sınıftı iyi organize olunduğu takdirde zorluk yaşayacağımızı pek zannetmiyorum. Çocuklar benim çalıştığım bir çok yüksek maddi durumlu çocuktan çok daha tok gözlü . Kibarlar ve saygı konusunda özenliler, bence gelmemiz onları çok mutlu etti.

Van Sokakları

Van'da sokakları gözlemlerken ilk dikkatimi çeken sokaklardaki kadınların azlığıydı. Kız ve kadın görmek sokaklarda çok zor. Çok nadir görüyorsunuz. Her zaman mı böyle bilmiyorum. Bugün sokakta görmediğin kadınları yarın hastaneye gittiğimde hastanede görecektim. Kimi kendi için kimi de çocuğun için geliyordu. Burada da erkekler yoktu.

İlk Analiz ve Yeis

M. Teber: Otele döndük yemekleri yedik ve gün içinde topladığımız iki test ile resimleri yorumlamaya başladık. Manzara umduğumuzdan da kötüydü. Çocuklar depremden oldukça etkilenmişti. 30 çocuktan 20'sini riskli olarak tanımladık. Dikkatimizi çeken bir diğer nokta da çocukların çoğunda anne ile ilgili problem vardı. Anneleri tarafından yeteri kadar sevilmediğini düşünüyorlardı. Bir kaçının annesi hastaydı. "Keşke annem beni sevse" cümlesini çok gördük. Çalışan hayatın yükünü paylaşan anneler, kalabalık ailelerde belki de çocuklara çok sevgi gösteremiyordu. Açıkçası bu tablo ve gördüğümüz okul bizi üzdü. Bu çocuklara kim nasıl yardım götürecekti ki?

Ebru: Doktorlarla beraber otele döndüğümüzde biraz dinlenip akşam yemeğine geçtik. Yemekten sonra da değerlendirme toplantımıza başladık. Elimizde 31 tane travma testi sonucu, 31 tane resim ve 31 tane de cümle tamamlama testi vardı. Aslına bakılırsa sonuçlar hiç iç açıcı değildi. Sonuçlara göre 31 çocuktan 22si risk altındaydı. Bu durum bütün ekibin moraline de yansıdı haliyle. Ve daha önümüzde taramamız gereken yüzlerce çocuk var… sonuçları risk derecesine göre okulların rehber öğretmenler ve sağlık müdürlüğü ile paylaşacağız.

Merve: Günün sonunda çocukların sorulara verdiği cevaplardan çıkan sonuçlar çok canımı sıktı. Burada ruh sağlığı konusunda hem yetişkinlerde hem de çocuklarda büyük hasarlar var ve giderilmesi için de şuan iyi bir alt yapı yok. Dün böyle hissetmiyordum ama şimdi Van’a veda edememekten korkuyorum. Şehirde, o güruhta kaybettiğimi düşündüğüm insani duygu ve hassasiyetlerim tekrardan canlandı. Merhamet burada hissettiğim en güçlü duygu. Çocukların hepsine ayrı ayrı bizimle çalışma yaptıkları için teşekkür ettim. Çocuklardan birisi formun arkasına “buraya geldiğiniz ve vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz” yazmış. Çizilen resimlerde yıkılan evler, ölmüş insanlar var. Hangi insan yüreğinde iz bırakmaz ki bunlar? Yavaş yavaş düşünmeye başladım; gitmek mi zor kalmak mı?
Van Günlüğü-6 Nisan Reviewed by Mehmet Teber on 4/08/2012 Rating: 5 6 NİSAN CUMA Protokol Ziyaretleri M. Teber: Bugün protokolü ziyaret etme günüydü diyebiliriz. Sabah kahvaltısının ardından önce Sağlık...

Hiç yorum yok:

HTML kodu kullanarak yazılan yorumlar onaylanmaz.

Yorumlarınızı yazarken menüden "Anonim"i seçiniz. Yoruma ad soyadınızı yazabilirsiniz.

Eğer bir Gmail hesabınız var ise, menüden "Google hesabı"nı oturum açıp seçebilirsiniz.

Menüden Adı/URL seçeneği ile, adınızı ve e postanızı yazabilirsiniz.