Van Günlüğü-9 Nisan - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Van Günlüğü-9 Nisan

9 NİSAN 2012 PAZARTESİ

M. Teber: Programımız o kadar yoğun geçiyor ki, günlükleri yazmak bazen bizler için zor olabiliyor. Sabah 06.30 gibi başlayan mesaimiz akşam 23.30 gibi son buluyor. Okulda uygulama yapmak, taşlı yollardan geçip otele gelmek, sonrasında 1 saat dinlenmenin ardından yoğun bir raporlamaya başlamak... Bizi ayakta tutan iyi bir şeyler yaptığımız inancı. Ekip arkadaşlarımız Merve ve Ebru gerçekten çok gayretliler. Yeryüzü Ekibi Mustafa Bey, Doğan Bey ve Ender Bey bizlere çok yardımcı oluyorlar...

 


Gerginlik!

Merve: 9 Nisan benim için oldukça zor geçti. Bu gün karşılaştığım birkaç şey geçmişte ben de çok daha baskın olan, son zamanlarda rahatsızlığını hissetmediğim bir hassasiyetimi derinlerden hortlattı. Sabah başlayan gerginlik akşam uyuyana kadar devam etti. Kendim hakkında en iyi bildiğim şey şudur ki eğer bir ortamda insanlar güzel şeyler yapmak için toplanmışsa bana doğrudan hakaret edilse bile tolere edebilirim. Hem hayra mani olmamak adına-yapılan hayrın yanında benim   egomun haklı veya haksız sebepli rahatsızlıklarının lafı bile olmaz - hem de “derin suları ufak dalgalar bulandırmaz”  mantığıyla bakmam sebebiyle. Ama bugün böyle olmadı, bazı taşlar ben de derinden sarsıldı.  Sınıflara, çocukların yanına girdiğim anda büyük bir rahatlama hissettim ama dersten çıktığım anda aynı kızgınlık devam ediyordu içimde. Bütün gün Ebru’ya ve Mehmet Hocaya somurtup durdum, tepkimin sebebi elbette onlar değil ama sinirlenince gözü kimseyi görmeyenlerdenim, bundandır genelde böyle durumlarda uzaklaşmayı tercih ederim ki gerginliğimin bu kadar artmasının sebebi de uzaklaşamamamdır. Sağ olsun Mehmet Hoca da problemlerin üzerine gitmeyi seviyor, yoksa konuşmamak kesinlikle tercihimdir=514;

Halkalı Köyü

M: Teber: Bu sabah otelden kahvaltı yapmadan çıktık. Çünkü Halkalı köyüne gidecektik ve kahvaltıyı orada yapacaktık. 40 dakikalık bir yolculuğun ardından köye ulaştık. Yanımızda Yeryüzü Ekibinden Havva, Fatma ve Hatice Hanımlar da vardı. Köyde Celal Bey'in misafirperverliği ile güzel bir Van kahvaltısı yaptık. Otlu peynir ve kavut güzeldi. Daha da güzel o sıcak insanları görmekti. Evin küçük çocukları Havva ve Muhammed bizi eğlendirdi.  İstanbul'dan gelip de köy ahalisine nasihat verecek durumumuz yoktu. Köy şartları çok olumsuzdu. Aileler konteynırda yaşıyordu. Elektrik çok sık kesiliyordu. Yollar çamurdu. Üşüyorlardı. Ancak içleri sıcaktı. Onların bu sıkıntılı durumda olmasında benim de payım vardı. Bu nedenle kahvaltı boyunca sessiz kaldım. O insanları içimden ve sonrasında da sesli olarak takdir ettim. Orası ahkam kesme yeri değil, mahcup olma yeriydi benim için. Köyün içinden geçerken, yıkılmış bir çok ev görüyoruz. Halk çadırlarda yaşıyor. Hayvanlar da çadırda kalıyor. Deprem de cami de yıkılmış. Ahali genelde inşaat işi ile uğraşıyor. Tarım ve hayvancılık ticari amaçlı yapılmıyor. Güveçli yine büyük bir yerdi ama burası daha yoksul bir köy.

Ebru: Van’da 5. günümüz. Bugün Halkalı köyüne gittik. Biraz uzak, her yerde yıkılmış yapılar olan ufak, evlerin sıkışık olduğu bir köy burası. Köyde ilk gideceğimiz yer taziye evi. Biraz köyün içinde taksiyle turladıktan sonra nihayet bulduk evi. Ev iki konteynerin birleştirilmesinden oluşmuş. Evin erkeklerinden birinin de inşaat tecrübesi sayesinde iki konteynerin kesiştiği yer giriş halinde düzenlenmiş. Ev sahipleri ile girişte oturduk. Tanıştık, muhabbet ettik. Ortaya harika bir köy kahvaltısı kurdular. Gayet ikramcıydılar. Ama düşünmeden de edemedik inşallah bizim için kendilerini zor durumda bırakmamışlardır.

Okul!

M. Teber: Kahvaltı sonrasında biz okula geçtik. Köy ve okul Van gölüne nazır. O kadar güzel manzarası var ki. Aynı şeyi okul için söyleyemem. Mimarisi hoşuma gitti ama. Ortada bir bahçe ve bahçenin etrafında tek katlı 3-4 bina var. Her sınıf ayrı binada. Bizim bildiğimiz klasik okuldan farklı. Yan yana aynı binada sınıf yok. Farklı binalarda ayrı sınıflar var. Gelecek okul planlamaları için fikir verebilir.  Okulda temizlik pek yok. Öğrenci raporlarına da yansıyor bu. Çünkü hademe yok. Yerler pis ve tozlu. Biz gittiğimizde soba yanmıyordu. Çünkü sobayı yakacak öğretmenler milletvekili gelecek diye koşturuyorlardı. O öğretmenler ki, okulun tıkanan logarını kendileri temizlediler. Çatılara çıkıp bayrak astılar. Sınıfları temizlediler. Kısacası buradaki 4 öğretmen, özellikle Ali ve Samet Hocam benim gözümde kahramanlar. Hem hademe, hem güvenlik, ham sobacı, hem rehber, hem müdür, hem tamirci hem de öğretmenler. Elleri öpülesi insanlar.  Okula geldikten sonra Merve 4-5'lere, Ebru 1. sınıflara girdi. Ben ise birleştirilmiş 2-3'lere girdim. Kuzular bizi hoşça karşıladılar. İçerisi soğuktu. Çoğu öksürüyordu. Gelmemize o kadar sevindiler ki. Onlarla oyunlar oynadık. Resim yaptık. Formları tek tek yanımıza çağırarak doldurduk. O kadar sevgiye muhtaçlar ki. Ufacık ilgimiz onları uçuruyor havaya.

Merve: Gördüğüm en fedakar insanlardan olan okul hocalarından bahsetmek istiyorum. Halkalı İlk Öğretim okulunun biricik öğretmenleri Samet Bey ve Ali Bey. Öyle güzel yetiştirmişler ki çocukları hem de o imkansızlıklar içinde. Çocukların kibarlığını bir görseniz hele çizdiği resimleri. İskelet sisteminden dolaşım sistemine ve gemilere varana kadar profesyonel çizim yapmış çocuklar tema köşesine. Sınıfta öğretmenlerin oturacak koltukları yok; kırılmış ve sınıf da soğuk, çocukların montları yok. Öğretmenler okulun her şeyi; hayatım boyunca unutmayacağım bir hayat tecrübesi yaşattılar bana. Bazı şeyler uzaktan uzaktan konuşmayla olmuyor. Ali Bey senelerdir bu koşullarda eğitim veriyor, elimizi vicdanımıza koyup düşünelim hangimiz 10-11 yıl boyunca  devam ederdi buna? Onlar hayatımda gördüğün en değerli insanlar. Ne yapılsa hakları ödenmez. Yeryüzü doktorlarından Ender, Doğan ve Mustafa Beyler bu işe gönüllerini vermişler, köy halkı onları çok seviyor. Çocuklar onları içten içe çok örnek alıyor biri formuna yeryüzü doktorlarının hizmetlerinden sonra eczacı olmak istediğini yazmış.

Ebru: Kahvaltıdan evinden sonra Halkalı İlköğretim Okulu’na geçtik. Okulun durumu tek kelime ile içler acısıydı. Okul 4 tane küçük yapıdan oluşuyordu. Binalardan birinde idari oda vardı. Diğerinde 1, 2 ve 3. sınıflar. Üçüncüsünde de 4 ve 5. sınıflar. Son yapı da tuvaletti. Her kademeden tek sınıf vardı…
Sıra geldi öğrencilerin ruh sağlığı taramalarını yapmaya. Merve 4 ve 5. sınıflara girdi. 2 kademe birleştirilmişti. Mehmet Hoca yine birleşik halde olan 2 ve 3. sınıf öğrencilerinin bulunduğu sınıfa yöneldi, bana da 1. sınıf kalmıştı. Sınıfın durumu çok kötüydü. Çocuklar üst üste oturuyordu nerdeyse. Kutu gibi bir sınıftı. Soba vardı ama yanmıyordu. Çocukların çoğunun montu ve kışlık ayakkabısı yoktu. Birçoğu ya öksürüyor ya burnunu çekiyordu. Çocuklar birçoğu yazmakta ve okumakta çok zorlanıyorlardı. Bu yüzden tarama testlerinde zorlandılar. Hepsiyle tek tek ilgilenerek yaptık.

Milletvekili


M. Teber:
Ve beklenen an geliyor. Bir Yeryüzü Doktorları gönüllüsü, çocuk doktoru aynı zamanda Adıyaman milletvekili olan Murtaza Bey köye ulaşıyor. Köylü onu taziye evinde bekliyor. bu ev ölenlerin taziyesini yapmak amacıyla yapılmış. Geniş bir alan. Plastik sandalyeler var. Okuldaki çocuklar ve biz de buraya geliyoruz. Murtaza Bey nur yüzlü şeker gibi bir insan. Mütevazı. Yaptıklarımızı anlatıyoruz. Projenin tedavi adımlarını görüşüyoruz. Muhtemelen İstanbul dönüşünde kendisini ziyaret edeceğiz Ankara'da. Muhtar ve halk derdini vekile anlatıyor. Çocuklara ikram ve hediyeler dağıtılıyor. Sonrasında diş macunu ve fırçası. Anadolu Ajansının gelmesi ile konuşmalar
yapılıp program sonlandırılıyor.

Ebru: Biz çalışmalarımızı yaparken Yeryüzü Doktorlarının etkinliğinin saati gelmişti. 2 katlı bir binanın 2. katında (bir kahvehane)  olacaktı program. Çocuklar ve köylüler gelmişti ama protokol ve medya bekleniyordu. Ama çok ilgilenmelerine rağmen sağlıktan sorumlu vali yardımcısını aramızda göremedik. Adıyaman milletvekili Mürteza Bey ise teşrif etmişlerdi. Çocuklarla yakından ilgilendi kendileri. Onlara kitap, diş fırçası ve diş macunu dağıttı. Biz de çocuklara kraker, gofret ve meyve suyu dağıttık. O kadar kibardılar ki tek tek her seferinde teşekkür ettiler :)

İşimiz Bitmedi


M. Teber: Program sonrasında yarım kalan işleri tamamlamak için okula dönüyoruz. Çocuklar oynuyor, şarkılar söylüyor ve fotoğraflar çektiriyoruz. Sonrasında Yeryüzü'nün tanıtım ajansından Sinem Hanım ve AA muhabiri Ali İhsan Bey'le göl kenarından keyifli bir yolculuk yaparak otele dönüyoruz. Manzara günün yorgunluğunu almaya yetiyor.

Ebru: Protokol konuşmalarından ve röportajlardan sonra tekrar okula geçtik. Yarım kalan etkinliklerimizi yaptık. LORBİ’den Sinem Hanım ve fotoğrafçı Ali İhsan Bey ile röportaj yaptık. Onlar medya için video ve fotoğraf çekimi yaptılar. Bütün işimizi bitirdikten sonra Ali İhsan Bey bize Van Gölü manzarası tattıran bir yolla bizi otele getirdi. Yolculuk sırasında Van Gölü’nün yanında mola verdik ve bol bol fotoğraf çekindik manzaradan istifade etmek için. O esnada ailesi ile piknik yapan bir beyefendi de hiç tereddüt etmeden çağırdı bizi sofrasına :) Teklifi kibarca reddederek yolumuza devam ettik.

Akşamüstü

M. Teber:
Akşam malum, yine raporlama üzerine çalışmalar. Yarın yine Güveçli'deyiz. Hedefimiz oradaki tüm öğrencileri taramak... Sonraki günü sanırım raporlamaya ayıracağız. Çünkü iyi raporlama yapıp ilgili kurumlarla paylaşmazsak yaptığımız iş havada kalacak..

Ebru: Öğle yemeğimizi yiyip otelde dinlenmeye başladık. Akşam yemeğinde tekrar bir araya geldik. Yemekten sonra da Sinem Hanım ve Mustafa Bey’den ayrılıp restorandaki köşemize çekilip başladık çalışmaya. Yaklaşık 23.30’a kadar süren çalışma sonunda uyumak için odalarımıza çekildik.
Van Günlüğü-9 Nisan Reviewed by Mehmet Teber on 4/10/2012 Rating: 5 9 NİSAN 2012 PAZARTESİ M. Teber: Programımız o kadar yoğun geçiyor ki, günlükleri yazmak bazen bizler için zor olabiliyor. Sabah 06.30...

Hiç yorum yok:

HTML kodu kullanarak yazılan yorumlar onaylanmaz.

Yorumlarınızı yazarken menüden "Anonim"i seçiniz. Yoruma ad soyadınızı yazabilirsiniz.

Eğer bir Gmail hesabınız var ise, menüden "Google hesabı"nı oturum açıp seçebilirsiniz.

Menüden Adı/URL seçeneği ile, adınızı ve e postanızı yazabilirsiniz.