İntiharın Psikolojisi - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

İntiharın Psikolojisi

İntihar, artık hepimizin aşina olduğu bir kavram. Nereden mi aşinayız? Öncelikle medyadan. Medya izlediğimiz haberlerde intihar girişimlerini sıkça görüyoruz. Üstelik her izlediğimiz 10 filmin en az birinde bir intihar sahnesi karşımıza çıkıyor. İkincisi özellikle çağımızda intihar düşüncesi neredeyse hepimizin düşünce dünyasına en az bir kere girmiş durumda. Çoğumuzun aklına hayatımızın bir aşamasında intihar fikri geliyor. Allahtan ki çoğumuz bu fikrin peşinde koşmuyor ve hayatımıza devam ediyoruz.

Peki, insanlar neden çok sevdikleri canlarına kıyıyorlar. Bu sorunun cevabını ilk olarak istatiksel verilerde aramakta fayda var.

Dünya Sağlık Örgütü´ne göre 2000 yılında tüm dünyada yaklaşık bir milyon kişinin intihar sonucu kendi yaşamlarına son verdiğini tahmin edilmektedir. Bunun tüm dünyadaki ortalaması 100.000´de 16´dır. Bir başka deyişle her 40 saniyede 1 kişi intihar ederek ölürken her 3 saniyede 1 kişi de intihar girişimde bulunmaktadır. Yine, son 45 yılda tüm dünyada intihar oranları % 60 artmıştır. Türkiye'de ise 1991'de yüz binde 2.14 olan intihar oranı 2001'de 3.77'ye çıkmıştır.

Cinsiyet Faktörü
* Kadınlar erkeklere oranla 3 kat daha fazla intihara kalkışıyor. Ancak erkeklere ölümle sonuçlanan intiharla kadınlardan 3 kat daha fazla. Yani kadınlar daha çabuk intihara yöneliyorlar. İntiharda ilaç içmek gibi daha az acı veren yolları tercih ediyorlar. Erkekler ise uzun bir düşünce sürecinin ardından intihara karar veriyorlar. Bir kere karar verdikleri zaman da gerekeni yapıyorlar.

* Erkeklerde intihara sevk eden faktörlerin arasında ekonomik nedenler önemli rol oynuyor.

Yaş Faktörü
* Kadın ve erkeklerde 15 yaşın altında intihar seyrek görünür. 12 yaşın altında ise neredeyse görülmez. Bu durum bireylerin bu yalş diliminde yeterince olgunlaşmamış olmalarına ve hayatın zorlukları ile fazla yüzleşmek zorunda kalmadıklarına bağlanabilir.

* İntihar erkeklerde ileri yaşlarda artış gösterirken kadınlarda ise düşüyor. Bu durum erkeklerin emeklilikle birlikte pasif konuma düşmelerine, hayatlarındaki anlamının azalmasına ve işeyaramazlık duygusuna bağlanabilir.

* Devlet İstatistik Enstitüsü'nün verilerine göre (1985) Türkiye'de intihar yaşı oranı 15-24 arasında yoğunlaşmaktadır. Tüm intiharların % 30-35'i bu yaş döneminde görülmektedir. Sebebi ise 15-24 yaş döneminin duyguların yoğun olduğu ve değişimlerin ve hayata kurma çabalarının olduğu bir dönem olması etkin olması gösterilebilir.

* Genelde kadınlarda en yüksek intihar oranı 15-19 yaş arasındayken erkeklerde bu yaş dilimi 20-24’tür. Genç kızlarda intihar girişiminin en önemli nedeni arkadaş ilişkilerindeki bozulmalardır.

Medeni Durum
* Evlilik ve çocuk sahibi olmak intiharı azaltan bir faktördür. Sebebi ise ekişinin duygularını paylaşabileceği bir hayat arkadaşının bulunması ve hayatına anlam katan çocuklara sahip olmasıdır.

* Boşanma, ayrılma, eşlerden birinin kaybı intiharı tetikleyen faktörler arasında yer almaktadır. Dullarda intiharın daha fazla olduğu gözlemlenmiştir.

Sosyo-Ekonomik Durum
* Büyük şehirlerde intihar oranları köylere göre yüksektir. Şehirdeki hayat şartlarının acımazsız olması, kişinin kendini kalabalıklar içinde yalnız hissetmesi buna sebep olarak gösterilebilir. Bununla birlikte köylerde görülen sosyal destek olgusunu şehirlerde bulmak oldukça zordur.

* İntihar girişimleri şehirlerin kalabalık ve gelir düzeyi düşük bölgelerinde daha fazla yaygınlık göstermektedir.

* Üst gelire sahip kimselerde intihar fazla görülüyor. Sebebi doyumsuzluk, hayatta her istediğini elde etme ya da tahammülsüzlük olabilir.

Bağımlılıklar ve Hastalıklar
* Alkol ve madde bağımlılıklarında intihar riski diğer kişilere oranla 50 kat daha fazladır. İntihar riskini arttıran en önemli faktörler arasında bu bağımlılıklar gösteriliyor.

* Tüm alkol bağımlısı kişilerin yaklaşık %15'i intihar ederler. Tüm alkol bağımlısı intihar kurbanlarının yaklaşık %80'i erkektir.

* Ölümle sonuçlanmış intiharlarda % 90´ın üzerinde bir oranda mental (zihinsel) hastalıklar ya da madde-alkol kullanımı ile ilgili bozukluklar saptanır.

* Depresyon kişilik bozukluğu şizofreni gibi psikiyatrik hastalarda intihar fikri daha fazla görülüyor. Zaten intihar eden kişinin muhakemesi bozulmuş oluyor.

* Depresyon tanısı alanların % 15´inin, alkolizm tanısı alanların % 15´inin, şizofreni tanısı alanların % 10´unun, psikopati tanısı alanların % 5´inin yaşamlarını intihar ile sonlandırdıkları görülmektedir

Irk ve Kültür
* İntihar oranları ülkeden ülkeye, kültürden kültüre büyük değişkenlikler gösterir. Örneğin İslam ülkelerinde, Yahudilerde ve çingenelerde intihar oranını düşüktür. Bu durum kültür ve dini yapının intihara bakış açısına bağlanabilir. Bunun yanında asosyal bağların kuvvetli ya da zayıf olması intiharı etkiler.

Mevsimsellik
* İntiharlar zannedildiğinin aksine soğuk, kasvetli havalarda değil bahar mevsimlerinde daha fazla görülmektedir. DİE'nin verilerine (1981-1991)  göre intiharların en çok Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında gerçekleşmektedir.


İstatistikler ışığında intiharı inceledik. Şimdi de intiharla ilgili birkaç kavramı açıklayarak devam edelim.

İntihar Düşüncesi: Kişilerin akıllarına gelen intihar fikridir. Sebebini biraz sonra açıklamaya çalışacağız.

İntihar Tehdidi: Kişinin çevresindekileri intihar etme eylemi ile tehdit edip istediklerini elde etme çabasıdır.

Göstermelik İntihar Girişimi: Bu girişimde amaç ölmek değildir. Dikkatleri üzerine çekmektir. O yüzden daha hafif yollar kullanılarak intihar eylemine geçilir. Ve çevreye mesajlar bırakılır. Boş şişe kutusu gibi.

Gerçek İntihar Girişimi: Bu girişimde kişinin niyeti kendini öldürmektir. Ancak kullandığı yöntem nedeniyle girişimi başarı ile sonuçlanmaz.

Gerçek İntihar: Ölümle neticelenen intihar girişimleridir.
Şimdi gelelim intiharın nedenlerine. Başıca intihar nedenleri arasında sosyolojik faktörler, psikolojik etkenler,  fizyolojik ya da psikiyatrik hastalıklar ve biyolojik yatkınlık gösterilebilir. Nedeni ne olursa olsun her intihar girişimi bir intihar düşüncesi ile başlar. Peki intihar düşüncesi insanların akıllarına neden gelmektedir?

İntihar düşüncesini doğuran genelde katlanılması artık mümkün olmayan duygulardır. Bu duygu üzüntü, öfke, çaresizlik, anlamsızlık ya da pişmanlık olabilir.

Bazen yaşadığımız bir kayıp, ayrılık bizi oldukça üzer. Bu üzüntü dayanılmaz noktaya geldiğinde kişi çıkış yolu olarak intihara yönelebilir. Aşık olduğu bir erkekten ayrılan kız, babasını kaybeden bir evlat, iflas eden bir şirketin müdürü üzüntü yoğunluğundan intihara yönelebilir.

İntiharda oldukça fazla görülen duygulardan birisi de çaresizlik duygusudur. Borç batağı altına girmiş bir ev reisi çaresizlik içinde debelenir durur. Bu çaresizlik duygusu yoğunlaştığında intihara başvurabilir. 

Bazen de yaptığımız hayati bir hatada kendimize yönelttiğimiz öfke bizi intihara sürükleyebilir. Yanlışlıkla çocuklarından birinin ölümüne sebep olan babayı müthiş bir pişmanlık ve öfke duygusu kaplar. Öfkesini kendisine yöneltir ve çıkış yolu olarak intiharı seçebilir.

Özellikle emeklilik dönemlerinde erkekler bir işeyaramazlık duygusuna kapılabilirler. Kendilerini bu dünya da fazla gibi görebilirler. Ya da çalışma hayatı sona ermiş çoluk çocuk evlenmiş herkes kendi düzeninde yaşamaya başlamıştır. Artık yaşamanın bir anlamı kalmamıştır. Bu anlamsızlık ve işeyaramazlık duygusu kişiyi intihara yönlendirebilir.

Burada şu akılda tutulmalıdır ki bu duyguların tek başına yaşanmazlar. Genelde iç içe olurlar. Öfke pişmanlık ve üzüntü ile iç içe olabilir. Sonuçta ister duygu tek olarak yaşansın ister birkaç duyguya eşlik etsin o kadar çok yoğunlaşmıştır ki, kişi bu duyguyu dindiremez ve bu duygu ile baş edemez hale gelir. Duygunun yoğun olması aklı devre dışı bırakır. Akıl devre dışı kalınca kişi duyguları ile hareket eder ve tek çözümün intiharda olduğunu düşünür olarak intihara başvurur.

Bazı kimseler gerçek intiharda bulunmadan önce intihar tehditleri savurur.  Bazıları ise göstermelik intihar girişimlerinde bulunurlar. Burada amaç çevresinde yer alan kişilere mesaj vermektir. Bu "Benim içinde bulunduğumuz hali anlamıyorsunuz. Benimle daha fazla ilgilenin" mesajıdır. Bu mesaj çevredeki kimseler tarafından iyi okunmalıdır. Çünkü hiç kimse durduk yere intihar gibi ürkütücü bir hadiseden konu açmaz.

Mehmet Teber
Psikolojik Danışman/Pedagog


* Bu yazı Genç Gelişim Dergisi'nin Kasım 2008 sayısında yayımlanmıştır.
İntiharın Psikolojisi Reviewed by Mehmet Teber on 7/09/2009 Rating: 5 İntihar, artık hepimizin aşina olduğu bir kavram. Nereden mi aşinayız? Öncelikle medyadan. Medya izlediğimiz haberlerde intihar giriş...

Hiç yorum yok:

HTML kodu kullanarak yazılan yorumlar onaylanmaz.

Yorumlarınızı yazarken menüden "Anonim"i seçiniz. Yoruma ad soyadınızı yazabilirsiniz.

Eğer bir Gmail hesabınız var ise, menüden "Google hesabı"nı oturum açıp seçebilirsiniz.

Menüden Adı/URL seçeneği ile, adınızı ve e postanızı yazabilirsiniz.