Konya - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Konya


Konya kelimesini ilk ne zaman duydum hatırlamıyorum. Bir hayat bilgisi dersinde olabilir. Türkiye'nin en büyük ili diye hatırladığım bir il. Okul döneminden hatırladığım diğer bir bilgi de Konya'nın düz olması. Bir de Selçuklulara başkentlik yapmış olması, bana okulun Konya hakkında öğrettiği diğer bilgiler. Mevlana'yı okul sonrasında mı öğrendim yoksa okulda mı çok anımsamıyorum açıkçası. Ancak Mevlana denilince aklıma Konya uzun yıllardır geliyor.

Okul haricinde Refah Partisi döneminde duydum bu şehrin ismini. Partinin kalesiydi çünkü. Erbakan'ın en şaşaalı mitingleri burada yapılırdı.  Konya hakkında duyduğum "En çok içki tüketilen il" efsanesini ise herkes duymuştur. Araştırınca görmüştüm ki, böyle bir gerçek yok. 

Soyadımız Teber, bazı arkadaşlarımızın Mevlana Müzesini gezerken Teber gördüğünü söylemesi Konya'yı benim için daha ilgi çekici yapmıştı. İlk canlı Teber'i Topkapı Sarayı'nda görsem de Konya'dakini merak ediyordum açıkçası.

İlk dershanecilik yıllarımda, oda arkadaşım olan Muammer Hoca'm da Konya'da okuduğu için bahsederdi Konya'dan. Alaattin Tepesi'ni ilk ondan duymuştum ve merak ettiğim yerlerin arasına girdi. Bir de "Çok düzenli bir şehir derdi" Muammer Hocam.

Öğrencilere tercih yaparken Konya Selçuk Üniversitesi'ni sık sık anar ve yazdırırdık da. Öğrencisi bol bir üniversiteydi Selçuk Üniversitesi.

Selçuklu'lardan kalma çivi kullanılmadan yapılan Alaattin Camisi'nin mimberini bir belgesel de görmüş ve çok etkilenmiştim. İçimden hep Konya'ya gitsem de bu mimberi bir görsem derdim. Çünkü bu mimberi, 3 binden fazla abanoz ağacını geçme tekniğiyle çivi kullanmadan birleştiren Ahlatlı usta Mengümberti yapmış ve tam tamına 40 yılda tamamlamış. E, öyle bir mimberi kim görmek istemez ki?

Eee, geçmişin başkenti, en büyük şehrimizi görmek için yeterli kadar neden çoktan birikmişti bile. Artık Konya'yı ziyaret etmenin vakti gelmişti.

İlk Konya Ziyareti
Konya'ya ilk ziyaretim 2009 yılında Afyon'a yaptığım bir ziyarette, aklımıza Konya'ya gitme fikrinin düşmesi ile başladı. Arkadaşım İbrahim Atçı'nın ailesi ile bizim aile bir sabah çıktık Afyon'dan. Keyifli bir yolculuğun ardından bir yaz gününde vardık Konya'ya... Yol gösterenimiz, rehberimiz olmadığı için tabelaları takip ederek bulduk Mevlana Müzesini.

Müzeden içeri adım atar atmaz, insan manevi bir iklime giriyor. Ney sesi, okunan dualardan oluşan iyileştirici bir ruhani enerji alanı insanı kaplıyor. Mezarların önünden her birinin öyküsünü okuyarak geçiyoruz. Bir mezar var ki dik. Söylenenlere göre Mevlana öldüğünde ve defnedilmeye geldiğinde babası, oğlunun kendinden daha büyük bir alim olduğunu düşünerek saygısından ayağa kalkmış ve öyle kalmış.  Etkiliyor insanı. El yazması mesneviler, o zamandan kalma günlük kullanım eşyaları ile Mevlana müzesi bizleri  1300'lü yıllara götürdü.

Hızla geldiğimiz Konya'dan bu ziyaretimizde hızla geri dönmüş olduk.

Şeb-i Arus
14 Aralık 2011’de yolum Konya’ya Gençlik Eğitim kurumlarının daveti üzerine yeniden düştü. Üstelik eğitimi vereceğim hafta Şeb-i Arus haftasıydı. Bu açıdan onun düğün gününde Konya’da olmak ayrı bir heyecan vericiydi. Şeb gece, Arus ise düğün demek. Yani düğün gecesi. Mevlana hazretleri “Ölüm günüm benim düğün günümdür” dediği için dünya da ölümü kutlanan tek kişi kendisi. Konya’daki Şeb-i Arus programına hep gitmek istemişimdir. Gerçek bir sema gösterisi, Ahmet Özhan’ın harika performansı bence bu dünyada görülmeye değer şeyler arasında. Ben bu programı tek gün yapılıyor zannederdim. Meğerse bir hafta boyunca gündüz ve akşam olmak üzere her gün iki defa yapılıyormuş program. Son program protokolün katıldığı program ve bununla birlikte hafta son buluyormuş.  

14 Aralıktaki programım günübirlik olduğu için ne Mevlana’yı ne de Şemsi ziyaret edebildim. Bir arkadaşım Sadrettin Konevi’ye selam iletmemi söylemişti, ona da sadece uzaktan selam edebildim. Öğrencilerle bol birlikteliğin olduğu, hızla geldiğim ve hızlı trenle hızla döndüğüm şehirde keşke daha fazla kalsaydım diye hayıflandım. Önümüzdeki sene Şeb-i Arus programında mutlaka olmalıyım diyerek bu mütevazı şehirden ayrıldım.

Devam edecek...
Konya Reviewed by Mehmet Teber on 10/12/2011 Rating: 5 Konya kelimesini ilk ne zaman duydum hatırlamıyorum. Bir hayat bilgisi dersinde olabilir. Türkiye'nin en büyük ili diye hatırladığım...

Hiç yorum yok:

HTML kodu kullanarak yazılan yorumlar onaylanmaz.

Yorumlarınızı yazarken menüden "Anonim"i seçiniz. Yoruma ad soyadınızı yazabilirsiniz.

Eğer bir Gmail hesabınız var ise, menüden "Google hesabı"nı oturum açıp seçebilirsiniz.

Menüden Adı/URL seçeneği ile, adınızı ve e postanızı yazabilirsiniz.