Sırbistan - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Sırbistan

Sırbistan   
Sofya sonrasındaki gece, Ramazan kardeşimle sohbet ettik, dağı ormanı dinledik derken başımızı yastığa koymamız gecenin dördünü bulmuştu. 

Sabah 6.30 gibi tekrar kalktık ve Ramazanla birlikte sabahın serinliğinde dağa tırmandık. İyi de çıktık hani. Bol bol da fotoğraf çektik. Geri döndüğümüzde ayran ve börekten oluşan kahvaltımız hazırdı. Süt diye öncesinde sevinmiştik ama ayranı sabah kahvaltıda görünce şaşırdık. Süt olsaydı eğer Türkiye'den Ramazan arkadaşımın tavsiyesi üzerine aldığım keçi boynuzu ununu süte katıp ilk denemeyi yapacaktım.

Açık havada yaptığımız kahvaltı esnasında yağan hafif yağmur ise harikaydı. Sonrasında arabalara biniş ve sık orman arasından iniş.  Hedefimiz Sırbistan'dı. Niş ve Belgrad şehirlerini ziyaret edecektik.

Aksaklıklar 
Otobüsümüzün yol şaşırması, kafiledeki diğer otobüsün arıza yapması derken yaklaşık 5 saat gecikme ile Sırbistan kapısına geldik. Arabanın bozulduğu yer bir piknik alanının karşısıydı. Hepimiz oraya dağıldık. Yakındaki köyü gezdik. Marketlere girip çıkıp yiyecek bir şeyler aradık. Bilindik bir markaya rastlamadığımız için pek bir şey de alamadık. Süt ve kuruyemiş dışında.

Genel anlamda Bulgar marketlerinde kısıtlı ürün var. Bizdeki gibi abur cubur sayısı çok değil. Bir iki çeşit çikolata, biraz cips ve içecek. Çerez bile zor bulunuyor. Ürünlerin paketi sanki 70'li yıllardan kalmış gibi.

Keçiboynuzu Unu ve Süt
Sütümüzü almıştık artık.  Arabadan keçi boynuzu ununu aldım ve arkadaşımın tavsiyesini denedim. 3 kaşık keçiboynuzu ancak tat verdi ama güzeldi. Zaten keçiboynuzu da öyle değil mi? Bir sürü yiyorsun bir dirhem tat ancak alıyorsun.

Sırp Kapısı
Arabanın gelmesi ile birlikte yolculuk yeniden başladı. Bulgar kapısından çıkışta yine sıra vardı tabi. Sonrasında Sırp kapısına giriş. Burada pasaportları otobüste toplamaları güzel bir uygulamaydı. İnsana hizmette yurt dışı çıkışında Sırplar bizi ve Bulgarları geçmişti.

Sırbistan Tarihi
1520'li yıllarda Kanuni'nin fethettiği, sonrasında Osmanlı Sancağı yapılan bir ülke. Osmanlı'nın balkanlarda en fazla mimari eseri burada varmış. 1800'lü yıllarda elimizden çıkmış ve sonrasında Osmanlı eserleri yıkılmış. Savaşlarda talan olmuş. Düşünün Başkent Belgrattaki en eski ev 18. yy dan kalma. Yani mimari olarak 19. yüzyıl mimarisi ve sonrası var. Sırbistan Osmanlı'ya ilk isyan eden bağımsızlığını ise son kazanan ülke. 8 milyona yaklaşan nüfusun yüzde sekseni Sırp. Osmanlı ve Müslüman alerjisi çok Sırpların. Bizim de onlara alerjimiz ve hıncımız var... Az Müslüman şehit etmediler...

İlk İzlenimler
Otobüsle Sırp ülkesini kat ederken ki bu yaklaşık 7-8 saat sürüyor bu ülke biraz ülkemizi andırdı.  Yolları ev dizilişleri, tarlaları daha bizim ülkemize benziyordu. Yeni yol yapım çalısmaları, hareketli trafik, yollardaki araçlar hep ülkemizin karakterini yansıtıyordu. Bulgaristan gibi çökmüş bir ülke izlenimi yoktu. Bu haliyle Sırbistan Bulgaristan'dan daha modern, daha gelişmiş bence. Bulgaristan'ı kriz çok sarsmış, hiç bir yatırım görmedik. Sırbistan'da ise yol, köprü, viyadük gibi çalısmaları bir çok yerde gördük.

Evlerin çatısının çok dik olması ilk gözüme çarpan nokta oldu. Bizim kiremitli çatılarımız yayvandır. Çatısı neredeyse ikinci kat yüksekliğine ulaşan tek katlı evler güzel duruyordu.

Yollar
Sınır kapısından Nişe doğru ilerlerken  yol bir kanyona girdi. Hemen yanıbaşımızda o kadar dik dağlar vardı ki. Sağlı sollu. İki araç ancak geçiyor. Bazen oyulmuş dağlardan geçtik. Tünel demiyorum çünkü tünelin her iki ucu tarafı dağdır ve dağın içinden geçersiniz. Bu oyulmuş dağda sağımız dağ, üstümüz dağ, solumuz ise açık. Yani aracın geçeceği yeri oymuşlar. Üst kısmı ise bırakmışlar.

Niş büyük bir şehirdi. Uzaktan gördük. İçinde tek cami varmış ve o da kapalıymış. Niş'ten sonra otobana girdik. Gerek bu ülkede gerekse Bulgaristan'da bizim ülkedeki gibi yollar görmedim. Yollar genelde gidiş geliş tek şerit. Bölünmüş yol çok az.

Belgrad'a bir gece vakti girdik. Tuna'nın üzerinden geçerken Tuna enfes görünüyordu. Büyük binalar alış-veriş merkezleri ile Belgrad başkent olduğunu belli ediyordu.

Araçtan inip camiye doğru yürüdük. Bu esnada kafileye sözle saldırıda bulunan, taciz eden Sırplar oldu. Müslümanları sevmedikleri açıktı. Açıkçası biz de, ben de Sırpları hiç sevmeyiz. Çünkü onlar kardeşlerimizi katletmişlerdir. Ve bu acı asla unutulacak bir acı değildir...

Belgrad'da yemeğimizi yedik. Bir gece gezmesi yapacaktık ama Sırpların tutumu nedeni ile şehri ancak Otobüsle gezebildik. Pek de bir şey anlamadık. Uzaktan gördüğümüz kaleyi hatırlıyorum bir tek.

Yarın sabah Sırpların meşhur soykırım yaptıkları şehre Serebrenisa'ya varacağız...
Sırbistan Reviewed by Mehmet Teber on 7/25/2012 Rating: 5 Sırbistan    Sofya sonrasındaki gece, Ramazan kardeşimle sohbet ettik, dağı ormanı dinledik derken başımızı yastığa koymamız gecenin d...