Srebrenica-Bosna - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Srebrenica-Bosna

Bosna   
Drina Nehri
Balkan gezimizin üçüncü günü sabahı Drina Nehri'nin üzerindeki üzerindeki bir köprüyü geçerek Sırbıstan'ı geride bırakmış olduk... Drina Nehri doğal bir sınır. Aynı zamanda nehrin her iki yanı harika bir doğal güzellik... Köprünün bir tarafı Sırp kapısı çıkışı diğer tarafı ise Bosna girişi. Bosnaya girdiğimizde Drina Nehri kıyısında mütevazi bir yerde kahvaltı yaptık. Nehir yanı başımızdaydı ve ellerimizle eğilerek nehir suyuna dokunabiliyorduk. Nehir hayatımda gördüğün en hızlı akan nehirdi. Nehri kenar boyunca yaptığımız yürüyüş bizi dinlendirmiş ve içimize tatlı bir huzur vermişti bile.

Srebrenica
Drina sonrasında Srebrenica'ya yol aldık. Erkenden Bosna'nın hüzün kokan iline girdik. Ancak her taraf araç ve insan dolmuştu bile. Çünkü o gün 11 Temmuz'du ve 11 Temmuz tüm Müslüman alemi için bir soykırımın adıydı.

1992-1995 yılında, Bosna-Sırp savaşında Birleşmiş Milletler Srebrenica'yı güvenli bölge ilan etmişlerdi ve halkı buraya davet etmişlerdi. Yaklaşık 26.000 insan BM'nin bu çağrısına kula vererek Srebrenica'ya geldi. Normalde 20.000 olan nüfus 46.000'e çıktı. Tüm halk silahsızlandırıldı. Ne olduysa bundan sonra oldu. Bölgeyi koruyan Hollanda'lı askerler Srebrenica'nın kapısını Sırplara açtılar. Sırplar kinle içeri girdiler ve 7-77 yaş arasındaki 10.000 erkeği tutuklayıp, fabrikalara götürdüler. Çeşitli işkencelerden sonra yaktılar ve öldürdüler. Sırpların ellerinden kurtulanlar dağlara kaçtılar ve bir ölüm yolculuğuna başladılar. Bu yolculuk 120 km'lik çetin bir yolculuktu. Avrupa'nın kodamanları yüksek paralar vererek bu ormanlarda hayvan avına çıkar gibi Boşnak avına çıktılar ve bir çok Boşnak'da bu ormanlarda öldürüldü veya açlıktan öldü. Halen her sene bu yürüyüşü temsilen benzeri bir yürüyüş yapılıyor. Ve bu sene bu yürüyüşe 7.000 kişi katılmıştı.

BM'nin iki yüzlülüğünün bir göstergesi olan bu ayıp, hala BM tarihinde kara bir leke olarak durmakta ve BM bu olaydan sonra inandırıcılığı yitirmiş oldu.

Sırplar bu savaş esnasında dünyanın 10. büyük ordusuna sahipti. Boşnaklarda ise ordu bile yoktu. Bırakın orduyu silah yoktu. Bu savaşta 250.000 Boşnak öldürüldü. 30.000'i çocuktu. Bu savaşta 50.000 Müslüman kadın ve kıza tecavüz edildi. Kızlar anneleri ile yan yana tecavüze uğradı. 18.000 kişi hala kayıp. Öldürülen 250.000 kişinin yüz bini mermisiz yani bıçakla boğazı kesilerek öldürüldü. Katliamın Mimarı Miloseviç'in "Bana gülmeyen lider diyorlar. Son Müslüman ölünceye kadar gülmeyeceğim."sözü çok dolaşmıştı ortalarda. Ne var ki onlara dur diyecek kimse yoktu.

Tecavüz edilen 50.000 kadına defalarca tecavüz edildi. Çünkü amaç onları hamile bırakıp Sırp çocuk doğurmalarına neden olmaktı. Anneler  tecavüzden hamile kaldıkları Sırp çocukları taşıyıp taşımama ikilemi ve acısı ile yaşadılar... Kocaları ve oğullarının gözleri önünde boğazları kesilmişti zaten. Gözleri önünde kızlarına tecavüz edilmişti. Drina Nehri kırımızı kana bulanmıştı. Bu acılardan biri bile insana bir ömür boyu yetecekken bir Boşnak Müslüman kadını onlarcasını yaşamıştı.

Bu olay çok değil 17 yıl önce oldu. Avrupa'nın göbeğinde oldu. Yaşı 30'ün üzerinde olanlar bu savaşı TV'lerden gördü. Bu katliamı ve tecavüzü yapan askerler şu an 35-37 yaşında. Ortalıkta geziyorlar. Bu katliama Müslümanlar da sessiz kaldı. Sessiz kalmakla onlar da sorumlu oldu. Bu sorumluların arasında ben de varım.. Srebrenica'ya vardığımda ilk hissettiğim utanç oldu. Kardeşlerim acı içince öldürülmüşlerdi ve ben sessiz kalmıştım... Sırf onlar için dua ettiğimi bile hatırlamıyordum çünkü.

Toplu Mezarlar
Sırplar öldürdükleri Boşnakları titiz bir şekilde toplu mezarlara gömdüler. Mezarlar ülkenin dağlık bölgelerine kazıldı. Fark edilmemeleri için derin olarak kazıldı. Üzeri kapatıldıktan sonra o bölgenin doğal bitki örtüsü ile yeşillendirildi. Bu nedenle yapılan araştırmalarda toplu mezarlara ulaşılamadı. Uydudan yapılan incelemeler sonuç vermedi.

2007 yılında Toplanan Uluslararası Adalet Divanı Sırbıstan'ın soykırım yaptığına dair bir delil olmadığını söylemişti! Yine iki yüzlüydü Avrupa. Bunun üzerine Bosna Devleti toplu mezarları bulmak için bir komisyon kurdu. Bu komisyonun incelemelerinde başka bölgelerde bulunmayan, sadece belli çiçeklere konan Mavi Kelebeklerin kimi bölgelerde yoğunlaşmış olması dikkati çekti. Bu bölgeleri inceleyen uzmanlar bu bölgelerdeki bitki örtüsünde de tuhaf bir zenginleşme keşfettiler. Toplu mezarlara gömülen cesetler toprağa karıştıkça toprağın besleyiciliğini artırmışlardı  ve bu da bölgede bulunan misk otu ya da yavşan otu olarak bilinen bitkinin coşup fışkırmasına, ve bu da yalnızca bu bitki ile beslenen mavi kelebek nüfusunun artan besin miktarına paralel olarak artmasına sebep olmuştu. Bunun nasıl olduğunu anlamak için araştırma yaparlarken bu yerlerin altındaki cesetlere ulaştılar, Araştırma derinleşti, ve toplu mezarlara ulaşıldı. Olay basına yansıyınca yerel halk da araştırmaya katıldı. Gözü yaşlı anneler çocuklarının mezarını bulmak için aylarca-yıllarca Bosna dağlarında Mavi Kelebek aradılar.

Bu çaba sonucunda şu ana kadar 400'e yakın toplu mezara ulaşıldı... Ne de büyük bir rakam değil mi? Mezarlara ulaşılma yöntemi ise bir mucize gibi. Hikmet ve ibret dolu...

Anma Töreni
Biz Bosna'ya vardığımızda anma töreni vardı. Yeni ulaşılan toplu mezarlardan çıkarılan ve kimliği tespit edilen 520 şehidin naaşı yan yana dizilmişti. Hayatımda hiç bu kadar tabutu bir arada görmemiştim. Düşünün bir mazlumun ölümü bile, bir cenaze bile bizi nasıl etkiler. Ya 520 tanesi.

Her tabutun başında gözü yaşlı anneler, eşler ve şimdi büyümüş olan çocuklar... Hüzün iklimi vardı Srebrenica'da... Bir Boşnak annenin "çocuklarımın naaşlarını bulmak için mavi kelebekleri izledim günlerce" demesi ne kadar da hüzünlüydü. Kılınan cenaze namazının ardından şehitler açılan mezarlarına usulca içe akan gözyaşı ile defnedildi. Yeni bulunan şehitlerle birlikte kabristana defnedilen şehit sayısı 8300'e ulaşmıştı.

Bir çocuğun defnine katıldım. Tabutunu taşıdım. Annesi ile birlikte gözyaşı döktüm... Hayatımda yaptığıma inandığım en anlamlı şeylerden biriydi bu. Buralara gelene kadar bu trajediden haberim bile olmamıştı. Çok esef ettim kendime... Her şeyi okumuştum ama kardeşlerimin acısını es geçmiştim. .....

Hoşgörü Kaybı
Srebrenica'yı gördükten sonra Sırplara karşı içim kinle doldu. Nasıl dolmasın ki... İnsana yakışmayan, dahası hayvanın bile yapmayacağı işleri yapmışlardı onlar... Ve hala bu işlemleri yapan Sıprlar etrafta geziyordu. Hala Müslümanlara nefretle bakıyorlardı. Sırbıstan, içinde bizlerin varlığına tahammül bile edemiyordu. Bu nedenle bizi taciz etmişlerdi.

Balkan Gezisi'nin en anlamlı kısmı Srebrenica'ydı. Orada bulunmak onların acısını paylaşmak çok önemliydi bizim için... Sabah 10.00 da vardığımız Srebrenica'dan 16.00 gibi hüzünle ayrıldık. Srebranica sonrası otobüste tek çıt yoktu. Sanırım herkes içindeki insanlık ile yüzleşiyordu...

Şunu çok iyi biliyorum artık, BM ve Avrupa birliği sahte kurumlardı. Kendi dinlerine inananları korumak için vardı. Artık Müslümanların acı çektiğini duyduğumda daha duyarlı olacaktım bu ziyaretten sonra ki, Türkiye'ye döner dönmez Arakan katliamları gündeme gelmişti... Aradan yıllar geçmişti ve dünyada ezilenler hala Müslümanlar'dı...

Not: You Tube'a Mavi Kelebeğin İzinde yazarak, bu dramın öyküsünü izleyebilirsiniz... Bosna Savaşı ve Aliye izzet Begoviç belgeselleleri de sizi o günlere götürebilir. İmkanınız varsa şimdiden 11 Temmuz 2013'e Bosna'ya bilet alın... O dramı orada gözlerinizle görün...

Srebrenica-Bosna Reviewed by Mehmet Teber on 8/05/2012 Rating: 5 Bosna    Drina Nehri Balkan gezimizin üçüncü günü sabahı Drina Nehri'nin üzerindeki üzerindeki bir köprüyü geçerek Sırbıstan'ı...