Yalanın Psikolojisi - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Yalanın Psikolojisi

Bazen zararını gördüğümüz, bazen de kısa süreli bize faydası dokunan ama hepimizin karşılaştığı bir gerçek var: Yalan. Küçüğümüz büyüğümüz, yaşlımız, gencimiz hepimizi bir şekilde yalan söylüyoruz. Aslında hepimiz yalan söylememiz gerektiğini çok iyi biliyoruz. Yalanın zayıf karakterli insanların silahı olduğunun da farkındayız.  Peki bunları bilen bizler neden yalan söylemeye devam ediyoruz? Soruyu daha da genişletecek olursak, neden herkes yalan söylüyor, yalan söyleme hastalığı biz de nasıl yerleşiyor? Ve daha da önemlisi çocuklarımızı yalandan nasıl uzak tutabiliriz?

İki ana nedenden dolayı yalan söylüyoruz:
a) Cezadan kaç(ın)mak. Babasının dayağından korkan çocuk yalan söyler çünkü doğru söylerse ceza ile karşılaşacaktır. Ödevini yapmayan öğrenci yalan söyler çünkü, öğretmenin kendisine düşük not vermesini istememektedir.

b) Mükafat (ödül) elde etmek. Küçük çocuk ilgiyi üzerine çekmek için yalan söyler, göreceği ilgi onun mükafatıdır. Tüccar kalitesiz malı kaliteli diye anlatır, alacağı ücret onun ödülüdür.

Cezadan kurtulmak ya da ödüle ulaşmak amacıyla yalan söyleyen bizler acaba yalanı nereden öğreniyoruz?

a) Ailemizden. Küçüklüğümüzden beri anne babalarımız bize yalan söylüyor. "Oğlum sesiz ol sana çikolata alacağım." "Akşam baban gelince sana oyuncak getirecek". Sakın demeyin, bebek ne anlar yalandan. Bilinci anlamayabilir ama bilinçdışı zihni sizlerin bu yalanlarınızı otomatik olarak kaydeder.  Çocuk biraz büyür ve sonra başka yalanlara şahit olur. Eve gelen telefona baba "evde yok de oğlum&" der. Annesi 9 yaşındaki oğluyla minibüse biner ama üç beş kuruş kar yapabilmek için "o henüz 5 yaşında, okula gitmiyor" diyerek yalan söyler. Evde çekiştirdiği komşusunu, mahallede görse güleryüz gösterip över.  Böyle bir ailede büyüyen çocuk yalanın gayet doğal bir şey olduğunu düşünerek kendisi de yalan söylemeye başlar.

b) Basılı ve görsel yayınlardan. Lütfen bir gün televizyonunuzu sadece izlediğini programlardaki yalanları bulmak için izleyin. Aşk dizilerinde, aksiyon filmlerinde, magazin programlarında, sabah programlarında, reklamlarda, haberlerde sizce ne kadar yalana rastlarsınız? Maalesef yalan söylemeyi biz daha küçüklüğümüzde televizyonlardan öğreniyoruz. En masum çizgi filmlerde, romanlarda bile yalana maruz kalan bizlerin bilinçaltına yalan o kadar normal bir şey olarak kazınıyor ki, sonrasında onu içimizden söküp atmak çok güçleşiyor.

c) Çevremizden. Ailemiz yalan söylemese, televizyon izlemesek de çevremizde yalan söyleyen o kadar kimse var ki. Kısacası arkadaşlarımız, komşularımız, amcalarımız, teyzelerimiz gözümüzün içine baka baka yalan söyleyebiliyorlar. Bazen şaka olsun yalan söylüyorlar ama sonuçta netice değişmiyor ve biz in yalana muhatap oluyoruz.

Peki çocuklarımıza dürüstlüğü nasıl aşılayabiliriz?
Hasta bir insana istediğiniz ilacı verin, ancak onu mikroplu ortamdan uzak tutamıyorsanız sizin ilaçlarınız işe yaramayacaktır. Bu sebeple ilk yapmamız gereken çocuklarımızı yalanın bulunduğu ortamdan uzak tutmak olmalıdır. Bu ortamları ise yukarıda özetledik.

Dürüst davrandığı zaman çocuklarımızı ödüllendirmek bu alanda atacağımız en önemli adımlardır. "Doğruyu söylediğin için sana teşekkür ediyorum", "Babası bugün çocuğumuz çok güzel bir davranış sergiledi ve hep doğruları söyledi." tarzındaki cümleler çocuklarımızı ileride daha fazla dürüst davranmaları için yüreklendirecektir. Şu nokta çok önemlidir: Bazen çocuklarımız doğruyu söyler ama bu doğru çok acıdır. Mesela "Baba ben senin yeni aldığın saati kaybettim", "Anne senin çok sevdiğin vazoyu kırdım". Eğer çocuğumuz bu dürüst davranışı sergilediğinde anne ve baba kızar ve özelliklede çocuklarını döverseler çocuklarını bilmeden yalana sevk etmiş olurlar. Çünkü, doğruyu söyleyen çocuk bunun neticesinde cezalandırılmıştır ve bu çocuk bir dahaki sefere dayak ve fırça yememek için yalana başvuracaktır. Bu durumda söylenmesi gereken cümle "Oğlum/kızım ilk olarak doğruyu söylemekle çok erdemli bir davranış sergiledin seni tebrik ediyorum. Sana da bu yakışırdı. Bundan sonra daha dikkatli olman gerektiğini sanırım söylememe gerek yok. "Tarzında övgüyü ve uyarıyı içinde barındıran bir cümle olmalıdır.

Yalan söylediklerini gördüğümüzde çocuklarımızı uyarmak da çok önemlidir. Yalanı hoş görülen bir çocuk yalana tekrar başvurması için teşvik edilmiş demektir. Bu yüzden şaka da olsa ciddi de olsa, küçük de olsa büyük de olsa yalan hiçbir zaman hoş görülmemelidir. Çocuklarımın yalanlarını hoş görmeyip kendimiz yalan söylemek gibi bir hataya düşmek ise yapacağımız hataların en büyüğü olacaktır.

Çocuklarımıza dürüstlüğün önemini anlatan hikayeler, kıssalar, olaylar anlatmak bu konuda hazırlanmış çizgi filmleri izletmek de yapacağımız önemli etkinlikler arasında yer almaktadır. Direk söylenen nasihatler hepimizin bildiği gibi faydalı olmamaktadır. Bunun yerine çocuğumuza dolaylı bir şekilde dürüstlüğü aşılayacak yöntemleri kullanmak daha etkilidir.

Çocuklarımıza karakter sahibi olmanın önemli olduğu vurgulanmalıdır. Yani "Yalan geçici olarak bizi bir sıkıntıdan kurtarabilir ya da bize geçici kazançlar sağlayabilir ancak dürüst bir kişiliğe ve karaktere sahip olmak çok daha büyük bir kazançtır. Zengin ama yalancı damgasını yemiş birisi olmak, kimsenin isteyeceği bir şey değildir. Sonunda kazananlar yine dürüst olanlardır" gibi mesajlar hikayelerin ve olayların içine gömülü olarak çocuğa iletilmelidir.

Sevgi ile dürüstlük çocuklarımızın zihninde birbirine bağlanmalıdır. Bu iki kavram devamlı birlikte zikredilerek sevilmenin yolunun dürüst olmaktan geçtiği vurgulanmalıdır. Yani çocuk annesinin, babasının, çevresindeki insanların, peygamberlerin, ve Allah’ın sevgisini kazanmanın dürüst olmaktan geçtiğini öğrenmelidir.

* * *

Özetle mükafat elde etmek ve cezadan kaçınmak için yalan söyler bizler yalanı ailemizden, çevremizdeki insanlardan ve basılı ve görsel medyadan öğreniyoruz. Daha dürüst bir toplum yetiştirmek istiyorsak başta yeni gelen nesilleri yalanın kol gezdiği ortamlardan uzak tutmalı, onların dürüst davranışlarını pekiştirmeli,  yalan sözlerinde onları uyarmalı, kıssalar ve hikayelerle onları beslemeli, kişiliğin ve karakterin her şeyden önemli olduğunu vurgulamalı ve sevgi ile dürüstlük arasında onların zihninde bir bağ kurmalıyız
 
Bu yazı daha dürüst bir dünyaya adanmıştır

Mehmet Teber
Psikolojik Danışman/Pedagog


* Bu yazı Genç Gelişim Dergisi'nin Nisan 2008 tarihli sayısında yayımlanmıştır.
 
Yalanın Psikolojisi Reviewed by Mehmet Teber on 7/14/2009 Rating: 5 Bazen zararını gördüğümüz, bazen de kısa süreli bize faydası dokunan ama hepimizin karşılaştığı bir gerçek var: Yalan. Küçüğümüz büyüğü...

Hiç yorum yok:

HTML kodu kullanarak yazılan yorumlar onaylanmaz.

Yorumlarınızı yazarken menüden "Anonim"i seçiniz. Yoruma ad soyadınızı yazabilirsiniz.

Eğer bir Gmail hesabınız var ise, menüden "Google hesabı"nı oturum açıp seçebilirsiniz.

Menüden Adı/URL seçeneği ile, adınızı ve e postanızı yazabilirsiniz.