Sıranı Bil Çocuk! - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Sıranı Bil Çocuk!

Evin kaçıncı çocuğu olduğumuz, hakkımızda çok şey söylüyor. Ama asıl belirleyici, evin küçüğü ya da büyüğü olmak değil, anne-babaların bu konudaki tutumu.

Orhan Pamuk, geçtiğimiz hafta İtalyan gazetelerinden ‘La Repubblica’ya verdiği röportajda kullandığı “Ailenin idiotuydum, Nobel’i kazandım.” ifadeleriyle gündeme geldi.

İkinci doğanlara bariz bir örnek olduğunu söyleyen Pamuk, “Aile her zaman ilk çocuğun eğitimine odaklanmış oluyor. O da hep daha fazla sorumluluk sahibi olmak zorunda hissediyor. Bir yere gittiğimizde ağabeyim (Prof. Dr. Şevket Pamuk) caddeleri ararken, ben havaya, vitrinlere bakıyor, hayaller kuruyordum.” diyerek küçük çocuk olmanın avantaj ve dezavantajlarından bahsetti. Hiç şüphesiz evin küçüğü olmaktan etkilenen tek isim Orhan Pamuk değil. Küçük, büyük, ortanca ya da tek çocuk olmak, insanlarla ilişkilerimizde büyük rol oynuyor. Ancak doğum sırasının çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek de anne- babaların elinde.

Büyük çocuk, çocuk değil mi?

Kardeşi olduğunda çocuklar, anne- babanın gözünde otomatikman büyümüş sayılıyor. Onun da çocuk olduğu, oyun döneminde bulunduğu, ilgi bekleyeceği ve huysuzluk yapabileceği gözden kaçırılıyor. Pedagog Mehmet Teber, “Sen abisin/ablasın sözü 5-6 yaşındaki çocuklara söyleniyor. Bu onlar için büyük sorumluluk. Büyük çocuğun da aslında hâlâ bir çocuk olduğunu kendimize sürekli hatırlatmamız gerek.” diyerek büyük çocuklara yaşının üzerinde sorumluluk vermenin, çocukluğunu yaşayamamasına neden olabileceğini söylüyor.

Bir çocuğun kardeşinin olması onun açısından hem zarar hem de yararları beraberinde getiriyor. Kardeş sahibi olan çocuk, bir anlamda oyun arkadaşı ediniyor. Oyunlar esnasında da paylaşmayı, beklemeyi, başkasının hakkına riayet etmeyi ve idare etmeyi öğreniyor. Bunlar bir çocuğun sosyalleşmesi için önemli. Kardeşi olan çocuğa aynı zamanda sorumluluklar da yükleniyor. Bu nedenle evin büyük çocukları genelde daha fedakâr, sorumluluk sahibi ve paylaşımcı oluyor.

Kardeşi olan çocuğu bekleyen tehlikeyse ona yöneltilen ilgi ve sevginin azalması. Anne ve babanın ilgisi, yeni doğan bebeğin bakımı nedeniyle büyük çocuk üzerinden çekiliyor ve kısa ya da uzun süre ailenin tek ilgi odağı olan çocuk tahttan indiriliyor. Bu durum büyük kardeşte, ‘Artık sevilmiyor muyum?’ düşüncesini oluşturuyor. Eğer çocuğun sevgi ihtiyacı karşılanmazsa karşımıza sorumluluğu gelişmiş değil hırçınlaşmış, kardeşini istemeyen, bebeksi hareketler yapan bir çocuk çıkıyor. Eski kültürde, yeni doğan çocukla anne ilgilenirken evin diğer büyükleri ilk çocuğa göz kulak oluyor ve üzerinden ilgi kesilmiyordu. Ancak günümüzde akrabalarından uzakta yaşayan çocuk için aynı durum söz konusu olmuyor. Bu nedenle aileler yeni çocuk isterlerken, diğer çocukta sevgi ihmali oluşturmayacak planlamalar yapmaları gerekiyor. Çünkü büyük kardeş, küçüğü reddettiğinde ve bunu davranışlarına yansıttığında, küçük kardeş de bundan olumsuz etkileniyor. Araştırmalar, büyük kardeşin küçüğe yaklaşımlarının da en az anne-babanın tutumu kadar etkili olduğunu gösteriyor.

Örnek göstermek, nefret sebebi

Evin küçüğü olmak da sanıldığı kadar kolay değil. Araştırmalar kişilik özelliği olarak birinci çocukların kardeşlerine oranla daha dominant ve başarılı olduklarını ortaya koyuyor. İstediklerini yaptırmak için çocukları kıyaslama yoluna giden anne-babalar da sıklıkla büyük çocuğu küçük çocuğa örnek gösteriyor. Ancak bir kardeşi diğeriyle kıyaslamak kardeşler arası kıskançlığı körüklüyor ve kardeşlerin birbirini rakip olarak görmesine yol açıyor. Bunun için kıyası kaldırıp, onlara bir takımın üyesi olduklarını hissettirmek gerekiyor.

Mehmet Teber, bir diğer hatalı anne-baba tutumunun adaletsiz yaklaşım olduğunu söylüyor. Ebeveynler, bazen bir çocuğu kendilerine daha yakın, daha sevimli hissedebiliyor. Ancak bunun, anne-baba adaletine engel olmaması gerekiyor. Peygamberimiz’in “Çocuklarınıza öpücük sayısına varıncaya kadar adaletli davranın.” sözü bu açıdan önemli. Yine Peygamberimiz’in bir toplulukta bir çocuğunu dizine oturtup diğerini yanına oturtan bir sahabeyi uyardığı da biliniyor. Çocuklara muamelede de bu derece hassas olmak gerekiyor.
Hangi çocuk, nasıl davranıyor?

İlk çocuk

Belirli bir süre tek çocuk olduğu için ilgiye alışmış oluyor. Kardeş gelince sevilmiyor ve ihmal ediliyor gibi hissedebilir. Sürekli başarılı olması ve diğerleri üstünde büyüklüğünü koruması gerektiğine inanıyor.

Ortanca çocuk

Ne büyük gibi hakları ne de küçük gibi ayrıcalıkları oluyor. Hayatın haksız ve taraflı olduğunu düşündürüyor. Kendini sevilmemiş, bırakılmış, sıkışmış hissediyor.

Küçük çocuk

Tek çocuk gibi davranıyor. Herkesin daha büyük ve daha yetenekli olduğuna inanıyor, aşağılık hissi duyuyor. Bebek olarak kalıp diğerlerini de hizmet verici olarak belirliyor.

Tek çocuk

İlgi odağı olduğu için kendini özel hissediyor. Bu da şımarıklığa neden oluyor. Kendi çabalarından çok diğerlerinin hizmetini tercih ediyor. İşbirliğini ve paylaşımı reddediyor.

Haber: Arzu Kılıç
Kaynak: Zaman Gazetesi - 2 Mart 2013


Sıranı Bil Çocuk! Reviewed by Mehmet Teber on 3/12/2013 Rating: 5 Evin kaçıncı çocuğu olduğumuz, hakkımızda çok şey söylüyor. Ama asıl belirleyici, evin küçüğü ya da büyüğü olmak değil, anne-babaların bu k...

Hiç yorum yok:

HTML kodu kullanarak yazılan yorumlar onaylanmaz.

Yorumlarınızı yazarken menüden "Anonim"i seçiniz. Yoruma ad soyadınızı yazabilirsiniz.

Eğer bir Gmail hesabınız var ise, menüden "Google hesabı"nı oturum açıp seçebilirsiniz.

Menüden Adı/URL seçeneği ile, adınızı ve e postanızı yazabilirsiniz.