Hastalıklarımızın Sebebi Yalan Olması! - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Hastalıklarımızın Sebebi Yalan Olması!

Mutlu, huzurlu ve sağlıklı olmak istiyorsanız yalan söylemeyin! Çünkü Amerika’da 100 kişinin denek olarak kullanıldığı bir araştırmaya göre, yalan söylemek baş ağrısı, mide bulantısı gibi pek çok hastalığa davetiye çıkarıyor.


İş yerinde yoğun bir temponuz var, haftalık tatiliniz de bir gün. Hal böyle olunca; izin gününüzü ya evden çıkmadan geçiriyorsunuz ya da sadece tüm haftanın yorgunluğunu bir çay bahçesinde dinlenerek… Özel işlerinizi yapmaya fırsat kalmıyor yani. Zaten isteseniz de, yapmanız gereken onca şeyi bir güne sığdırmanız mümkün değil. Bu yüzden, hafta içi çalışma saatlerinizin arasında küçük vakit kaçamakları yaparak tamamlamayı tercih ediyorsunuz tüm bu işleri. Uzun zamandır görüşemediğiniz bir arkadaşınızla buluşuyorsunuz, terziye verdiğiniz elbisenin provasına gidiyorsunuz ya da alışveriş yapıyorsunuz mesela… Aklınıza gelebilecek pek çok şeyi bu şekilde halledebiliyorsunuz. Ama ya patron yokluğunuzu anlayıp size “Nerdesin?” diye telefon açarsa? İşte, bu ihtimali düşünerek hareket ettiğinizde, size kızmasına mahal veremeyecek bahaneler uydurmak daha akıllıca geliyor. Kısacası, bir yandan işlerinizi yaparken diğer yandan mesai saatleri içindeki kaçışlarınızın göz ardı edilmesini sağlayacak beyaz yalanlar ‘düşünüyorsunuz’. Hatta bazı durumlarda patronun sizi aramasına izin vermeden, ona bu yalanları söyleyip ayrılıyorsunuz işten. Ama içiniz rahat değil! Kaçamaklarınız tekerrür ettiğinde, doğruyu söylemek yerine yine beyaz yalanlara başvurduğunuzdan içinizdeki bu rahatsızlık kat be kat artıyor. Çünkü hem vicdan azabı çekiyorsunuz hem de yalancı konumuna düşüyorsunuz…  


Anlattığımız, hayatımızı işgal eden yalanların ortaya çıkışına müsaade ettiğimiz durumlardan bir tanesine örnek sadece. Ufak da olsa maalesef yalan söylemekten uzak tutamıyoruz kendimizi. Çeşitli sebeplerle küçük ya da büyük yalanlara başvuruyoruz. Yalanın oluşturduğu iç huzursuzluğu da yanımızda taşıyoruz böylece. Ama bizden söylemesi, Amerika’da Notre Dam Üniversitesi Psikoloji Proferörü Anita Kelly’nin 110 denek kullanarak saptadığı bilgilere göre, bu huzursuzluk insan sağlığını bozuyor. Prof. Dr. Kelly, yalan söyleyen deneklerde sırt, baş ağrıları, hızlı kalp atışı, üzüntü, farenjit, âdet bozukluğu gibi fiziksel rahatsızlıkların oluştuğunu, yalan söylemeyi azaltanların sağlık durumlarının iyiye gittiğini tespit etmiş araştırmasında. Üstelik bulgular, yalan söylemenin sadece sağlığımız değil mutluluğumuz üzerinde de etkili olduğunu gösteriyor. Kim bilir, yalan söylemenin artık normalleştiği ve hızla arttığı günümüzde, anlam veremediğimiz baş ağrılarımızın, mutsuzluğumuzun, kronik uykusuzluğumuzun, sabahları yorgun kalkmamızın altında yatan sebeplerden biri de budur.


YALANIN YOL AÇTIĞI STRES

Ama bir yalan ve onun insana verdiği huzursuzluk nasıl oluyor da beden sağlığımızı bozuyor? Araştırmayı değerlendiren psikologlara göre bu sorunun cevabını bulmak zor değil. Çünkü yalan söylemenin, psikolojik bir rahatsızlık olduğunu düşünürsek, araştırmada böyle bir sonuca nasıl ulaşıldığını anlayabiliriz. Zira hastalıklar başka rahatsızlıklar sonucu olarak çıkıyor çoğu zaman. Psikolog Mehmet Teber, çoğunlukla ödüle ulaşmak ve cezadan kaçmak için yalan söylendiğini belirtiyor. Teber’e göre uydurulan yalan sonucunda kişide muhakkak pişmanlık duygusu ortaya çıkıyor. Çünkü insan, doğruyu söylemeyerek, bildiği bir gerçeğe aykırı hareket etmiş oluyor; bu da beraberinde huzursuzluk ve gerginlik getiriyor. Yani vücut, yalan söylediğinde, hekimlerin tüm hastalıkların başı olarak gördüğü stresle tanışıyor. Stres zaten pek çok hastalığın habercisi. Baş ağrısından, kronik mutsuzluğa kadar fiziksel ve ruhsal tüm sorunların ilk kaynağı...  Yalnız, Teber’e göre yalan uydurmanın, kişi üzerinde bıraktığı etkiler bununla kalmıyor. Bu davranış, “Ben yalancıyım, işe yaramaz biriyim.” dedirttiği için benlik algısının bozulmasına yol açıyor. Tabii yalanın yol açtığı hastalıkların üzerinde vicdanın etkisi de yadsınamaz. Zira vicdan, kişiye yalan söylediğinde insanları kandırmanın hoş olmayan bir tavır olduğunu telkin ediyor.


Fatih Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Linda Fraim, Amerika’da yapılan araştırmanın sonucunu Mehmet Teber gibi strese bağlıyor. Fakat Fraim, stresin sonu belli olmayan yalanlarda ortaya çıktığı kanaatinde. Yani yalanın içeriği ve boyutu, sağlığa zarar verip vermeme konusunda etkili. Nasıl mı? Diyelim ki, şehir dışında okuyan bir öğrenci ailesinin gönderdiği yurt parasını arkadaşlarıyla harcıyor. Yurdun parasını da yatırmıyor. Ailesi gence, paranın yatırılıp yatırılmadığını sorduğunda da “Bir yerden bulup yurdun parasını yatırırım” düşüncesiyle “Evet” cevabını veriyor. Bu durumda öğrenci Fraim’e göre parayı bulana dek stres altında yaşayacak. Haliyle vücudunda baş ağrısı, mide bulantısı hatta uyku bozukluğu oluşacak. Linda Fraim, bu baş ağrıları ve benzeri rahatsızlıkların söylediği yalanın altında ezilen herkeste oluşabileceğini, çünkü bunun yalan söylemenin bir bedeli olduğunu ifade ediyor. Fraim’e göre para bulunduğu takdirde bu ağrılar geçecek. Ama, kişi bu tarz yalanlara her başvurduğunda aynı stres hormonu (kortisol) yeniden salgılanacak.


Araştırmanın bir diğer bulgusu ise başta değindiğimiz gibi yalan söylenilmediği takdirde sağlıkta düzelme olduğu. Fraim, “Kişi yalan söylediğinde o yalanı hep yanında taşır. Bu da kişinin hayatına eziyet eden bir yük gibidir adeta. Yalan söylemenin bırakılmasında sağlıkta düzelme olması bu yükün bırakılmasıyla alakalıdır.” diyor. Fraim’e göre yalandan vazgeçmek, mutluluğu da beraberinde getiriyor. Çünkü yalana başvuran insan, mutlu olamıyor. Ancak bu davranışını bıraktığında içi rahatlıyor.


Kelly’nin 110 kişi üzerinde yaptığı deneyin sonucunda saptadığı bulgulara kendi hayatımıza bakarak biz de ulaşabiliriz. Yalan söylediğimiz zamanların, üzerimizde bıraktığı tedirginliği düşünmek yeterli bunun için… Nitekim aklımızdan çıkmayan yalanımız, söylendiği yerde kalmaz; vücudumuzun bir uzvu gibi hep yanımızdadır; içimizi kemirir durur. Doğruyu söylediğimizde öyle midir peki? Elbette hayır! Doğrularla çizdiğimiz bir çember içinde yaşadığımızda, huzurumuz da yerindedir mutluluğumuz da. Çünkü, Bediüzzaman Said Nursî’ye göre, insan mükerrem bir fıtratta yaratıldığı için cevheri ve özü gereği daima hakkı ve doğruyu arar, batıla müşteri olmaz… s.senturk@zaman.com.tr


Alışkanlık yaptıysa stres de oluşmuyor


Yalan söylendiğinde ortaya çıkan bulguların etkili olmadığı durumlar da var. Psikolog Mehmet Teber’e göre, yalan söylemeyi alışkanlık haline getirenler, huzursuzluk yaşamayıp pişmanlık duymadığı için stres hormonu da salgılamıyor. Dolayısıyla mutsuzluk, huzursuzluk, baş ağrısı gibi fiziksel ve ruhsal hastalıklarla karşılaşmıyor. Çünkü böyle kişiler, yalanı bir yaşam biçimi haline getirip bir hak olarak görüyor. Onlar için doğruyu söylememek, meşru bir davranış olduğu için herhangi bir rahatsızlık duymuyorlar.

Sevim Şentürk
Kaynak: yenibahardergisi.com

Hastalıklarımızın Sebebi Yalan Olması! Reviewed by Mehmet Teber on 9/27/2012 Rating: 5 Mutlu, huzurlu ve sağlıklı olmak istiyorsanız yalan söylemeyin! Çünkü Amerika’da 100 kişinin denek olarak kullanıldığı bir araştırmaya...

Hiç yorum yok:

HTML kodu kullanarak yazılan yorumlar onaylanmaz.

Yorumlarınızı yazarken menüden "Anonim"i seçiniz. Yoruma ad soyadınızı yazabilirsiniz.

Eğer bir Gmail hesabınız var ise, menüden "Google hesabı"nı oturum açıp seçebilirsiniz.

Menüden Adı/URL seçeneği ile, adınızı ve e postanızı yazabilirsiniz.