Mutluluğu Çocuklardan Öğrenebiliriz - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Mutluluğu Çocuklardan Öğrenebiliriz

Uzman Pedagog Mehmet Teber Boğaziçi Üniversitesi’nden ‘Onur Derecesi’ ile mezun olmuş ve aynı üniversitede Eğitim Bilimleri ve Klinik Psikoloji alanlarında Yüksek Lisansını tamamlamış genç bir pedagog. Ahenk Psikoloji’de eğitim danışmanlığı ve psikolojik destek veren Teber, dördüncü kitabı Mutluluk Terapileri’nde hem insanlığın toplam birikimi kadim kaynakları hem de modern bilimin verilerini harmanlayarak mutluluğu elde etmenin yöntemlerini kısa hikâyelerle ortaya çıkarıyor. Teber, Mutlu olmak için yaptıklarımızın aslında mutsuzluğumuzun sebebine dönüştüğünü söylüyor.

Kadim kültürümüzün kaynakları ile modern psikolojinin imkânlarını bir araya getiriyorsunuz. Buradan başlayalım Mutluluk Terapileri diye bir kitap yazdınız. Ne var burada?
Ben bir pedagogum, çocuk ruh sağlığı ve eğitimi temel çalışma alanım. Zaman içinde gördüm ki, anne-babalar mutsuz olduğu sürece ben çocuklara faydalı olamıyorum. Sınava hazırlanan çocuklarda gördüm ki, çocuklar mutsuzsa özel ders, başarı teknikleri bir işe yaramıyor. İletişim tekniklerini anlattığım kimseler mutsuzsa tekniklerin bir anlamı kalmıyor. Bu nedenle mutluluk konusuna eğildim uzun yıllar. Hem kadim kaynakları, filozofları hem de yeni bilim bulgularını araştırdım. Bulduklarımı bir çerçeve içinde yazıp paylaşma arzumun sonucu olarak Mutluluk Terapileri ortaya çıktı. Kitapta mutluluğa dair insanlığın bilgi birikimi var diyebiliriz, kısaca.

Modern mesneviler, kadim söylenceler gibi… Küçük hikâyelerle anlatıyorsunuz söyleyeceklerinizi?
Hikâyeler kitapta çok yer ediniyor. En ciddi kitaplardaki bilgiler bile bir hikâye kurgusu içinde sunuluyor. Çünkü hikâyenin okunması kolay ve insanı değiştirme potansiyeli daha yüksek. Mutluluk konusundaki bir kitabı didaktik bir şekilde yazmayı doğru bulmadım.  

Peki, Mutluluk Terapileri’ni öncelikle ve özellikle kimlerin okumasını önerirsiniz?
Kitabı herkes okuyabilir. Mutluluğa dair içgörü kazanmak isteyenler, geçmişten günümüze mutluluğun formülünü verenlerin hangi formülleri verdiğini merak edenler, ekonomi ile mutluluk arasındaki ilişkiyi inceleyenler, psikologlar okuyabilir. Çocuğunu mutlu yetiştirmek isteyen anne-babalara ithaf ettim kitabımı. Özellikle onların okumasını isterim.

İnsanın ‘öz’ünden söz ediyorsunuz. Ne demek bu? İnsan yaşadıkça kirlenen bir şey mi?
İnsanın özü dediğimde kastettiğim saf, temiz, art niyet barındırmayan, sevgi dolu, maskelerden arınmış yönümüzü kastediyorum. Hepimiz iyi bir özle dünyaya geliyoruz. Çocukları düşünün, dünyanın neresinde olursa olsun çocuklar masumdur, temizdir, art niyetsizdir. Ancak zamanla çocuksu masumluğumuzu yitiririz.  Toplum tarafından kabul görmek, kendimizi ve çıkarlarımızı korumak adına maskeler takmaya başlarız. Ve masumluğumuzu yitiririz. Buna bir nevi kirlenme de diyebiliriz. Özümüze dönebildiğimiz oranda mutlu oluruz, özümüzden uzaklaştıkça da mutsuz. 

O maske bahsini açmak isterim. İnsan neden maske kullanır? Diğer insanlar onu öyle görmek istedikleri için değil mi? ‘Benim’ yapmam gerekenden daha çok ‘bizim’ yapmamız gerekenler var gibi…
İnsanın maske kullanmasının bir çok nedeni var: Zaaflarını gizlemek için, kimi ortamlarda olmadığı şekilde görünüp prestij elde etmek için, içindeki yaraları örtmek için, içindeki öfke canavarı gizlemek için, olduğu haliyle kabul görmekten korktuğu için olabilir mesela. Aslında insan bu daha çok diğerleri ile değil kendimizle alakalı bir süreç. Kendi zayıflıklarımzı, yaramızı, eksiklerimizi, çirkinliklerimizi kabul edersek, onlarla barışırsak onların görünür olmasından çekinmeyiz. Diğer insanların bizi nasıl görmek istedikleri çok önemli olmaz. Yani daha çok kişinin kendisi ile alakalı bir süreç gibi.

Hep merak ettiğim bir şeydir, Hz. Peygamber’in toplumunda psikolojik bunalıma giren insanlar var mıydı, böyle bir bilgiden haberdar mıyız? Varsa çözümü, yoksa sebebi neydi bunun?
Psikolojik bunalımda olan kişiler her devirde ve toplumda olmuştur. Hz. Peygamberimiz döneminde böyle bir isim aklıma gelmiyor. Bunu,  alanın uzmanları bilebilir belki. Belki vardır ama kayda geçmemiş de olabilir. Geçmiş zamanda psikologlar yoktu ama insan psikolojisini iyileştiren süreçler vardı. Bunlardan ilki nitelikli insani ilişkileriydi. Çıkarsız, samimi, yönlendirmesiz, kabul edici bir ilişki insanı iyileştirebilir. Terapide de ana değişim ilişki ile gerçekleşir. Bunun yanında geçmişte psikolojik sorunlara yaklaşılırken insanların baş etme mekanizmaları güçlendirilirdi. İnsanın baş etme gücü yükseldikçe sorunlar küçülür. Yani geçmiş dönemde çözüm, nitelikli insan ilişkilerinde ve baş etme mekanizmalarında gizliydi.  

Mutluluk Terapileri
‘Mutluluk’ ve ‘terapi’ kelimeleri, içinde yaşadığımız bu dünyada daha çok şaka içeren bir cümlenin kelimeleri gibi anlaşılıyor. ‘Tekeri döndürüyoruz ya, bu yeter’ deniliyor…
Şu soruyu kendimize soralım: Biz neden yaşıyoruz, ne için uğraşıyoruz? Bu kadar çalışıp çırpınmaktaki hedefimiz nedir?  Ne elde etmeye çalışıyoruz bu dünyadan? Daha fazla para mı, daha fazla konfor mu, daha fazla imkân mı? Peki, tüm bu konfor, para, imkân ne için? Mutlu olmak için değil mi? Aslında temel çabamız mutluluk gibi. Teker döndüğü sürece sorun yok zaten. Sorun teker dönmediğinde başlıyor. Kitap teker dönmediğinde insanın tutunacağı, tekeri yeniden döndürmeye başlayacağı çeşitli ipuçlarını içeriyor.

Hedeflediğimiz şeyleri elde edince de o başta umduğumuz mutluluğa ulaşamıyoruz. Sanki böyle bir şey var, bunu nasıl anlamak gerekir?
Eğer mutluluğu bir şeyin ardına atmışsak, ‘Şuna sahip olduktan, bunları elde ettikten sonra mutlu olacağım’ diye düşünüyorsak mutluluk denklemimiz yanlış demektir. Mutluluk, elde edince, ulaşınca, sahip olunca gelen bir şey değil. Elde etmenin ardından gelen duygu sevinçtir. Sevinç çabuk geçebilir. Ancak mutluluk daha kalıcıdır ve daha çok sahip olmakla elde edilemez.
Bu yüzyılda insanların çok büyük bir kısmı istemedikleri işlerin, istemedikleri ilişkinlerin içerisine girmek zorunda kalıyor. Kendi’sini gerçekleştiremeyen birinin mutluluğundan nasıl söz edebiliriz?
Hayatta elde ettiklerimizin sayışı, elde edemediklerimize oranla çok azdır. Kendini gerçekleştirme haline kimimiz ulaşmış, kimimiz ulaşamamıştır. Kimimizin sağlığı yerindedir, kimimizinki yerinde değildir. Ancak insan bazı temel hayat felsefesine sahip olursa bu tarz zor durumlarla baş edebilir ve yine mutluluğa kanat çırpabilir. Örneğin “Her işte bir hayır vardır” inancı varsa kişide o zaman bu durumla baş edebilir. Ya da inanıyorsa ki “Bu dünya imtihan dünyasıdır, imtihan dünyasında zorluklar olur” o zaman baş etme gücü artabilir. Tabi ideal olan kişinin kendini gerçekleştirebilmesidir. Ancak, “Kendini gerçekleştiremeyenler mutsuz olur” önermesini her zaman doğru değildir.

Bir toplumun içinde yaşıyoruz. Onun bize yüklediği bazı sorumluluklar var, hem buna dikkat edip hem de kendimizi gerçekleştirebilir miyiz, bu mümkün mü?
Tabi ki. Toplum için bir şeyler yaptıkça daha mutlu oluruz biz. İnsanın mutsuzluğunun nedenlerinden biri bencilleşmesi, bireyselleşmesi... Tüm yatırımını kendine yapan biri kolay kolay mutlu olamaz. Kendini gerçekleştiren ama sadece kendi için yaşayan bir birey olmaya doğru gidiyorsak, mutluluk yolundan çıkmışız demektir.

Diğer taraftan ‘acı’ diye bir şey var. Yeryüzünde bu kadar acı varken, mutluluktan söz etmek biraz havalı gibi. Amerikan filmlerinde yeşillikler içindeki o bahçeli müstakil evlerin Türkiye’deki gerçekliği gibi, sahici değil.
Evet, yeryüzünde çok acı var. Ancak acıyı paylaşmak da insanı mutlu eder. Acıya yüzünü dönmek, duyarsızlaşmak insanı mutsuz eder. Biz hep filmlerle kandırıldık, bahçeli bir evimiz olunca mutlu olacağımızı düşünüyoruz. Sadece acıları paylaşarak tüm çabamızı acıları paylaşmaya vererek bile mutlu olabiliriz diye düşünüyorum.

Birer cümleyle ifade etme imkânımız olsa, ‘nasıl mutlu olunur’ sorusunun cevabını kısaca on maddeyle isteyelim sizden.
Mutluluğu giden yolda her insanın takıldığı engel farklıdır. Bu nedenle herkese uygun bir mutluluk formülü söylemek zor. Kişiye özgü tavsiyelerde bulunmak daha doğru. Kısa, bilmem kaç maddelik reçeteler genelde pek işe yaramıyor. Ancak şunu diyebilirim, nasıl mutlu olunacağını çocuklardan öğrenebiliriz. Birazcık gözlem bize fikir verebilir.


Röportaj: Yusuf Genç – Yeni Şafak

Röportajın aslına ulaşmak için tıklayınız:
Mutluluğu Çocuklardan Öğrenebiliriz Reviewed by Mehmet Teber on 2/25/2014 Rating: 5 Uzman Pedagog Mehmet Teber Boğaziçi Üniversitesi’nden ‘Onur Derecesi’ ile mezun olmuş ve aynı üniversitede Eğitim Bilimleri ve Klinik Psi...

Hiç yorum yok:

HTML kodu kullanarak yazılan yorumlar onaylanmaz.

Yorumlarınızı yazarken menüden "Anonim"i seçiniz. Yoruma ad soyadınızı yazabilirsiniz.

Eğer bir Gmail hesabınız var ise, menüden "Google hesabı"nı oturum açıp seçebilirsiniz.

Menüden Adı/URL seçeneği ile, adınızı ve e postanızı yazabilirsiniz.