Gün 10: Elemden Emele Yolculuk - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Gün 10: Elemden Emele Yolculuk

Soma


Günlüğün bu kısmını Soma’da yazmıyorum. İzmir’de havalimanındayım uçağımın kalkmasına vakit var. Akşam eve gittiğimde günlük yazabileceğimden emin değilim, çünkü özlediklerim çok ve onlarla vakit geçirmeyi düşünüyorum. Elemliyim, çünkü çocuklarımızı, alıştığımız okulu, bir hafta birlikte olduğumuz arkadaşlarla veda ediyorum. Her veda da  bir burukluk vardır. İçimde de bir burukluk var. Aynı zamanda bir sevinç. Beni heyecanla bekleyen kızlarım, eşim, arkadaşlarım, akrabalarım ve İstanbul terapi yaptığım çocuklarım var. Elemden emelime doğru bir yolculuk içindeyim.


Sabahleyin huzurevinin bahçesinin havasını bir kez daha derinden solumak için kahvaltıya geçmedim. Kahvaltıyı meyveler ile yaptım ve bahçede gezindim. Bir dosta veda eder gibi, dokundum ağaçlara, banklara.. Burayı gerçekten özleyeceğim…

Babasızlığın Terapisi Olur mu?
Biz Soma’da çocuklara babasızlığın yol açtığı acı ile baş etmeleri için yardımcı olduk. Acısını içine gömenlerin sağlıklı şekilde acıyı dışarı atmalarını sağladık. Kaygı, korku geliştirenlerin kaygılarına derman olduk. Kaygılar, korkular, öfkeler azaldı. Acılar kabullenildi. Ancak bir gerçek var ki ona çözüm bulmaya gücümüz yok, o da babasızlık gerçeği. Terapi yaptığımız erkek çocukların sünneti olacak ama babaları yanlarında olamayacak, bir çocuk babasının elinden tutup yürüdüğünde onların özlemi büyüyecek, kavga esnasında “Benim babam senin babanı döver” diyemeyecek, babalar gününde mahzun olacak, kız çocuklarını sığınacakları bir liman olan babadan yoksun büyüyecek, kız istemeye gelirken ve giderken ve düğünde babaların yokluğu yine derinden hissedilecek. Yetimlik gerçekten zor. Hepimizin çevremizdeki bir yetime de babalık yapma görevimiz var diye düşünüyorum.

Yasa Karşı Tepkiler
Dediğim gibi, babasızlığın önüne geçemeyiz ancak bir babanın hayattan ansızın göçüp gitmesinin acısı ile nasıl baş edeceğini bilmeyen çocuklara yardım edebiliriz. Bizim de Soma’da yapmaya çalıştığımız buydu. Soma’da çocukların bu yaşanan olay karşısında şöyle tepkiler verdiklerini gözlemledik:
Özellikle büyük yaştaki erkek çocukların babanın ölümünü inkâr ettikleri ve babaları vefat etmemiş gibi davrandıkları, bu konunun açılmasını istemedikleri görülmüştür.

· Özellikle 5 yaş altındaki çocukların vefat sonrasında anneye aşırı bağlandıkları ve anneden ayrılamadıkları ve ayrılık anksiyetesi geliştirdikleri görülmüştür.

· Bazı çocukların baba vefatı sonrasında öfkelendiği, hırçınlaştığı, uyumsuz davranışlar sergilediği görülmüştür.
· Bazı çocuklar ise vefat sonrasında içe kapanmış ve depresif belirtiler göstermiştir.
·  Çok nadir de olsa bazı çocuklarda vefat sonrasında tırnak yeme, alt ıslatma, kaka kaçırma gibi belirtiler görülmüştür.

Bizim terapimiz yası sağlıklı yaşayamayan çocuklara yardımcı oldu. Birçok çocuğumuzda çok önemli gelişmeler kaydettik. Ancak çok az gelişme kaydettiğimiz çocuklar da oldu. Terapi öncesinde anneler ile görüşürken 3 annenin adını bir kâğıda not almıştım. Bu annelerin bence acil psikolojik desteğe ihtiyacı vardı. Terapinin sonunda gördüm ki, bu 3 annenin çocuğu en az gelişme gösteren çocuklar. Anne aşırı çökkün olduğu için çocuklar ayağa kalkmak istese de kalkamıyordu. Anne ile çocuklar arasında görünmez demir bağlar vardır. Anne çöktüğü anda tüm çocuklar çöker. Bu durumda çocukları ayağa kaldırmak için önce anneyi ayağa kaldırmak gerekir.

Terapötik Öyküler Bu Kadar mı Güçlü?
Terapötik Öyküler
Dün, terapide ve hayatta sesi çıkmayan, içine kapanık 3 çocuğuma Nacy Davis’in kitabından Ağzı Olmayan Çocuk öyküsünü okudum. Bugünkü son seanslarda hepsi o kadar konuşkandı ki, şaşırdım. Öykülerin etkisi diye düşünüyorum. Son seansta, onların konuşması içime o kadar huzur verdi ki anlatamam. Kapanışta yine okudum öyküyü onlara.


12 yaşındaki bir çocuğa ise genelde öykü terapisi, kukla terapisi uyguladım. Bu çocuğumun öyküleri son seansa kadar hep ölüm, felaket ve afet ile bitiyordu. Son seanstaki öykülerdeki olumsuz temalar kalkmış, olumlu sonlar gelmişti. Bu da benim için yine harika bir kapanış oldu. Bugünkü tüm kapanış seansları güzeldi. Annelerin geri bildirimleri ise bizleri mutlu etti. Herkes daha fazla kalmamızı terapiye devam etmemizi istiyordu. Çıkışta çocuklara verdiğimiz sürprizler kapanışı daha eğlenceli hale getirmişti.

 

Oyunu Yorumlamak
5 yaşındaki bir çocuğum son 3 seansını oyuncak erkek ve kadın bebekleri boyayarak geçirdi. İlk olarak bir seansta bir kız bebeğin tamamen elbiselerini çıkardı ve kırmızıya boyadı. Elbisesini giydirdi. Sonraki seansta erkek bebeği soydu ve onu tamamen kırmızıya boyadı. Elbiseleri giydirirken bebeğin kolu bacakları çıktı ve sonra bıraktı. Asistanımız Hatice içeri girdiğinde dedi ki: “Burada vahşet mi oldu?”. Kırmızıya boyanmış kollar eller, ve parçalanmış bir beden. O an için o çocuğun neden bu boyamayı yaptığını anlayamadım. Hemen yorum yapmak terapisti hataya düşürür. Bugün son seansta yine kadın figürünü aldı ve boyadı ve dedi ki “Şimdi süslendi, düğüne gidiyor?” Kırmızı boya bazen kan, bazen süs, bazen örtü, bazen karpuz suyu. Oyun terapisinde çocuğun çalışmasını bölmemek, rahat çalışmasını sağlamak için “Niçin boyadın” diye sormayız. Bekleriz sadece... Anlamlar zaman içinde gelir.

Kapanışlar Önemlidir
Her projenin kapanışı ve açılışı önemlidir. Bizde açılışlara çok önem verilir ama bitirişler genelde sönük olur. Projemizi bugün saat 15.00 itibari ile bitirdik. Bir önceki günden hazırladığımız raporun son düzenlemelerini yaparak çıktı aldık. Saat 17.00’de yola düşecektik. 2 saat içinde odaları toplayıp, aynı zamanda raporu ilgili birimlere vermeyi hedefledik. Hızlı bir tempo bizi bekliyordu. Çıktılar alınırken bir 1 saat içinde odaları topladık ve kargolamaya hazır hale getirdik.

Çıktıları aldık ve yola düştük. Önce ilçe milli eğitim müdürünü ziyaret edip teşekkür ettik, sonrasında ise kaymakam beyi ziyaret ettik ve raporlarımızı ilettik. Daha sonra RAM müdürüne yöneldik ve ona da raporumuzu elden verdik. Raporumuz projede kime ne yaptığımızı, gelecek çalışmalar için önerileri, durumu kritik olan çocukların bilgilerini içeriyordu. Bu raporu yakında Pedagoji Derneği sitesinden sunacağız.

Tam da planladığımız gibi saat 17.00’de okuldan ayrıldık. Yolda Manisa Aile Sosyal Politikalar Müdürü Murat Bey’i, Manisa AFAD Müdürü Bekir Bey’i, Huzurevi Müdürü Alim Bey’i arayarak teşekkür ettik. Raporları hazırladığımı ve onlara ulaştırmak için ilgili kişilere verdiğimizi söyledik. Şunu diyebilirim ki kapanışımız açılışımızdan daha çok dikkat çekti, ve çok memnuniyet oluşturdu. Manisa’da ilgili herkes bizim ne yaptığımızı projemizin özet kısmından da olsa okuyacak. Oyun terapisi daha bilinir bir yaklaşım olacak.

Helallik
İnsan yabancı bir bölgeye adım attığı anda, birçok kişisel ve kamusal hukuka da adım atmış olur. Huzurevi’nde kullandığımız elektrik, okulun çeşmesinden akıttığımız su, bizi gezdiren ailelerin emeği, ağaçtan yediğimiz meyvelerle biz diğer insanların hak alanına girmiş oluruz. Bu nedenle ben kapanışlarda helallik almayı severim. Yorduğumuz, zahmet verdiğimiz, enerjisini aldığımız herkese ulaşıp gönlünü hoş tutmayı arzu ederim. Bu nedenle yukarıdaki listenin yanında Kurtuluş İlkokulu müdür yardımcısı Ahmet Bey, orada oyun odamızı yüksünmeden temizleyen abla, bizi gezdiren asistanımız olan Hatice’nin ailesi, bizi taşıyan şoförler, ev ziyaretlerinde bize yardımcı olan teyzelerden de helallik almak önemliydi benim için. “Bu onların göreviydi yapmaları gerekirdi” diye düşünmem hiçbir zaman. İnsana insanca muamelede bulunduğumuzda kazanan hep biz oluyoruz.

Teşekkür 
Bu projede teşekkürü hak eden birçok kişi var. Yeryüzü Doktorları’ndan Kerem Bey, Havva Hanım, Ali Bey, Safa Bey.. THY’den Hatice Hanım ve gönlü zengin arkadaşları... Proje arkadaşlarım Fatma, Ayşe ve Hatice... Benim 10 günlük ayrılığıma tahammül eden eşim, çocuklarım... Görüşmelerime 15 günlük ara vermemi tolere eden aileler.. Sosyal medyada duaları ve güzel geri bildirimleri ile destek olan dostlarım, arkadaşlarım, takipçilerim, sevdiklerim... Ve adını anmadığım daha niceleri...

Sizler olduğunuz sürece, dünya daha iyi bir yer olacak… 
 


1. Gün | 2. Gün | 3. Gün | 4. Gün | 5. Gün | 6. Gün | 7. Gün | 8. Gün | 9. Gün
 
Gün 10: Elemden Emele Yolculuk Reviewed by Mustafa Sönmez on 6/27/2014 Rating: 5 Soma Günlüğün bu kısmını Soma’da yazmıyorum. İzmir’de havalimanındayım uçağımın kalkmasına vakit var. Akşam eve gittiğimde günlük ya...