Gün 5: Pit Stop - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Gün 5: Pit Stop

Soma Cocukları
Bu sabah hepimiz dinç ve iyi dinlenmiş olarak kalktık. Kahvaltı sonrası huzurevinin bahçesinde oyalandık epey ve saat dokuza yaklaştığında okula geçtik. 09.00’da başlayan terapi randevumuz, 19.00 gibi son bulacaktı. Bu gün okul kapalıydı, anahtarı bize teslim etmişlerdi. Okulu biz açtık, odalarımızı hazırladık ve terapilere başladık.





Terapiden Enstanteneler
İstanbul’da çoğu çocuğun şivesi birbirine yakındır. Anadolu’da ise farklı şiveler görmek mümkün. Onlardan biraz bahsedeceğim. İlki 4 yaşındaki bir çocuğa ait. Odaya gelmek ve terapiye girmek istemiyor, çünkü anneden ayrıldığında ciddi kaygı yaşıyor. Odaya aldığımda biraz ağladı, çoklukla şu cümleyi kullandı: “Süre bitsin gari.”. “Gari” kelimesini bir çocuktan duymayalı uzun zaman olmuştu.

Diğer bir çocuğum ise 5 yaşında. Çok meraklı, oyuncakların kendisi ile değil sıra dışı yerleri ile ilgili. Pil yuvası, kenarındaki çıkıntı, göstermelik düğmesi gibi. İlginç yerleri bularak bana sürekli “Bu noliyy?” diye soruyor. Yani demek istediği “Bu ne işe yarıyor?”. Bu şiveleri çocukları daha sevimli kılıyor. 

Bugünün diğer bir enstantenesi silah ile anne-baba figürünü öldüren çocuğumla ilgili. Bir köşede duran baba figürüne nişan aldı ateş etti vurup devirdi. Sonra anneye nişan aldı ateş etti ve onu da vurup düşürdü. Sonra bebeğe nişan aldı vuramadı. Arkasında duvar olduğu için düşmediğini söyleyip daha yakına, öne koydu. Birkaç defa attı vuramadı. Sonra aramızda şöyle diyalog geçti:

- Neden vuramadım biliyor musun?
- Bilmiyorum, neden?
- Çünkü Allah bebekleri korur da ondan.

Bunu dedikten sonra bayağı atış yaptı bebeğe ama vuramadı. Sonunda vazgeçti. O atış yaparken ben merakla sonucu bekledim. İç dünyasında babasını ondan alan Allah’ı yenip bebeği vurmaya mı çalışıyordu, yoksa gerçekten Allah’ın bebekleri vurup vurmadığını test mi ediyordu bilmiyorum. Ne de olsa o da küçük bir bebekti. Acaba, babasının vefatı sonrasında Allah’ın kendini de koruduğunu düşünüyor muydu?

Pit stop
Pit stop; Formula yarışlarında yarışçıların benzin alıp, tekerlek değiştirmek ve yarışa yeniden daha dinç ve güçlü bir şekilde girmek için verdikleri aradır. Bu ara yarışın galibinin belirleyicisidir. Araç ve sürücü bu aradan daha dinamik çıktığında yarış daha iyi geçer.

Bizim oyun terapilerimiz genelde 45 dakikadır. Saat başındaki yeni görüşmeye kadar 15 dakikamız vardır. İşte bizim pit stopumuz burasıdır. Bu 15 dakikada birkaç görev bizi bekler. İlki oyun odasının toplanması. Her çocuk geldiğinde odayı ilk gördüğü gibi bulmalıdır. Her seferinde oyuncaklar farklı yerde olursa kafası karışır. Terapi zamanını oyuncak arayarak geçirebilir. Bu nedenle bir terapi bittiğinde terapist odayı yeni görüşmeye hazırlar. Biten malzemelerin yenisini koyar. Çocuğun yaptığı resimleri dosyaya kaldırır. 

Bu işten sonraki iş biten görüşmenin notunu almaktır. Bu en az 5 dakika sürer. Çocuk terapide ne yaptı, terapistin dikkatini neler çekti. Bu notlar kaydedilir. Bu arada zaman hızla azalmaktadır. Eğer görüşmeden hemen sonrasında not almazsanız akşama detayları hatırlamazsınız. 

Terapistin bir işi daha vardır. O da yeni gelen görüşmeye hazırlanmak. Onun notlarını durumunu, terapideki ilerleyişini dosyasından kontrol etmek. İşte bu 15 dakikayı bir terapist verimli bir şekilde geçirirse terapileri iyi gider. Herhangi bir 15 dakikalık dilimde yaşanan dağılma o günün diğer terapilerini de etkiler. Terapist asıl zorluğu yorucu vakalarda yaşar.

Hal Değişimi  
Ben bu 15 dakikada arayan telefonlara pek bakmam ve geri dönmem. Mesajlara cevap yazmam genelde. Çünkü zihnimde yeni pencere açmak istemem. Ancak bazı durumlar var ki, bu eylemleri bilerek yaparım çünkü o an bana hal değişimi gerekmektedir.

Bazı çocukların çok düşük enerjileri vardır. Özellikle depresif çocuklar terapistin olumlu enerjisini tüketir. Çocuğun ağırlaşmış ruhu terapistin ruhuna ayaklarından asılır ve onu da aşağı doğru çeker. Bazı çocuklar ise tüm seans boyunca mızırdanır ve ağlarlar. Bazı çocuklar ise sürekli sınır zorlarlar. Duvarı boyamaya, oyuncakları yere atmaya, kumu etrafa saçmaya çalışır. Bu gibi durumlarda terapiden çıktığında terapistin enerjisi düşmüş ve hali değişmiştir. Yorgun bir hal vardır üzerinde.  İşte bu 15 dakikada yapılması gereken işlerin yanında artık bir işi vardır terapistin: halini değiştirmek ve iyileştirmek. Yani var olan olumsuz halden yeni, daha dinamik ve iyileştirici bir hale geçmek. Bu konuda başarılı olamayan terapist sonraki görüşmelerde pek iyi sonuç alamaz. 

Hal değişimi için birçok kanal kullanırım ben. İlki kokudur. Odanın kokusunu değiştirip, hemen kendime yeni kokular sürerim. İkincisi açık alana çıkıp hava almak. Üçüncüsü tatlı bir şeyler yemek. Damak tası değiştiği anda vücudun kimyası da bundan etkilenir. Diğer bir yöntem sevilen enerji veren müzikleri açmaktır. Ya da o an sevdiğiniz bir başka dost terapiste ya da arkadaşa sarılmaktır ya rastgelene bir telefona bakmaktır. Yani hal değişimi için vücuda işitsel (müzik), dokunsal (sarılmak),  tatsal (çikolata), görsel (açık hava) yeni ve iyileştirici veriler almak gerekir. Bu hal değişimi özellikle afet ve felaket bölgelerinde çalışma yapan bizler için çok önemlidir. Çünkü bu bölgelerde insanlar aşırı şekilde olumsuz enerji yüklüdür. 

Gün sonunda sürekli hal iniş çıkışları yaşayan bir kişinin akşam nasıl olacağını siz düşünün. Artık akşamları dinginlik en çok aranan şey olur.

Dar Kale
Dar Kale Soma’ya bağlı bir köy. Mazisinin yıllar öncesine, Bergama krallığına dayandığı söyleniyor. Köyün aşağısında yine tarihi bilinmeyen bir camisi ve bu caminin 40 oluğu var. Bu oluktan sürekli dağ suyu akıyor. Bu nedenle mekan kırk oluk diye da biliniyor. Su şırıltılarının yanında, çam ağaçlarının altındaki bahçede oturmak insanı oldukça dinlendiriyor. Bu mekana bizi getirenler ise asistanımız Hatice’nin oldukça misafirperver anne ve babası. Terapilerden sonra evimize geçip biraz dinlendikten sonra yola çıktı ve akşam karanlığında Dar Kale’yi gezdik. Çınarların altında, kuş seslerinin arasında, serin bir havada güzel bir sohbet ettik. Bu bizi oldukça dinlendirdi. Bir gün bir şekilde yolunuz Soma’ya düşerse bu mekana gelip bir çay içebilirsiniz.

Unutulmayanlar
Bu gün öğlen hal değişimi için biraz dışarı çıkıp yürüdüm. İleride bir kalabalık vardı. Kalabalığa yaklaştıkça bir fayton ve faytona binmiş mutlu çocuklar gördüm. Bir sünnet düğünü vardı. Sünnetlik delikanlı da faytondaydı. Çocuklarla biraz tatlı sohbet ettim. Faytonun yanından sanırım baba diye adlandıracağım bir erkek vardı. Mavi gömlek giymişti. Gömleğin cep kısmına birçok çeyrek altın takılmıştı iğne ile. Bir babanın gömleğine takı takıldığını da ilk defa burada görmüş oldum. 


Akşam evimize, huzur evine geldiğimizde saatler 24.00’e geliyordu. Artık dinlenme, dinginleşme vaktiydi. 


1. Gün | 2. Gün | 3. Gün | 4. Gün | 5. Gün 


Gün 5: Pit Stop Reviewed by Mustafa Sönmez on 6/22/2014 Rating: 5 Soma Cocukları Bu sabah hepimiz dinç ve iyi dinlenmiş olarak kalktık. Kahvaltı sonrası huzurevinin bahçesinde oyalandık epey ve saat do...