Gün 1: Bir Proje Doğuyor - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

Gün 1: Bir Proje Doğuyor

Soma
SOMA GÜNLÜĞÜ

Kendimce önemli gördüğüm projelerde günlük yazmayı seviyorum. Günlük hem bana güzel bir hatıra oluyor, hem de beni takip eden arkadaşlarım benimle birlikte benim yaşadığımı serüveni yaşayabiliyorlar. Bundan yıllar önce Van günlüğünü sitemde paylaşmıştım, şimdi bir proje için Soma’ya geldim ve burada yaşadıklarımızı ve yaptıklarımızı paylaşmak istiyorum.

BÖLÜM 1: BİR PROJE DOĞUYOR

Soma’da facianın olduğu 13 Mayıs’tan itibaren aklım hep Soma’nın çocuklarındaydı. Bir çok çocuk babasını kaybetmişti, bununla da kalmamış herkes ölümü, madeni maden işçilerini konuşunca Soma’lı çocukların gündemine ölüm girmişti. Defalarca anlatılan ölüm öyküleri, patlamalar, yakınların ölümü, ağlaşmalar derken birçok çocuğun travmatize olduğunu tahmin etmek güç değildi.

Bu gibi ulusal afetlerde ülkenin her bir ferdine bir görev düşer bana göre. Bir pedagog, oyun terapisti olarak bize düşen görev oradaki çocukların ruh sağlığını korumak için çalışmalar yapmaktı. Üstelik Pedagoji Derneği gibi bir derneğin de başkanı olmak, üzerime ayrı bir sorumluluk yüklüyordu.

Öncelikle Pedagoji Derneği olarak olaydan hemen sonra 15 Mayıs tarihinde Çocuk ve Ölüm makalesini yayınladık. Ölüm konusunun çocuğa nasıl açıklanması gerektiğini bu makalede detaylıca ele aldık. Çünkü bu olayla birlikte ölüm, sadece Somal’lı çocukların değil ülkemizin tüm çocuklarının gündemine girmişti ve ölüme dair çetrefilli sorular soruyorlardı. 

Bundan bir önceki felaket olan Van Depremi’nde Yeryüzü Doktorları Derneği ile hareket etmiş ve Van’da güzel çalışmalar yapmış, çalışmamızı da güzelce raporlayarak kamuoyu ile paylaşmıştık. Aynı çalışmayı Soma için de yapabilirdik. Harekete geçme zamanıydı.

Tecrübeler Yol Gösterir
Van’a gittiğimizde Van merkez ilçesine bağlı köyleri gezmiş, oradaki çocuklarda ruh sağlığı taraması yapmış ve psikososyal destek çalışmaları yürütmüştük. Bu çalışma esnasında birçok çocuğun deprem sonrası ciddi kaygı geliştirdiğini, depresif özellikler gösterdiğini gözlemlemiş ve onları bir uzmana yönlendirmek istemiştik. Ancak uzman olarak sadece psikiyatristler vardı ve çocuklara terapi yapacak kişiler yoktu. Van’dan döndüğümüzde yüreğimiz hep buruktu. Biz bir iyileştirme çalışması yapmıştık ama şiddetle terapiye daha derin çalışmaya ihtiyaç duyan çocuklar vardı. Bu çocukları görüp, onların acısına tanıklık edip onları öylece bırakıp dönmek içimizi acıtmıştı. Okullar kapandığı ve planlama yapamadığımız için terapi için yeniden Van’a gitme imkanımız olmamıştı.

Soma olayı gerçekleştiğinde bu nedenle hiç acele etmedik. Çünkü gidip durum tespiti yapmak istemiyor, bizzat terapi yapmak istiyorduk. Yani genel sağlık taraması yapmak yerine ameliyata muhtaç çocuklara ulaşmak istiyorduk. Bu seferki planlamalarımızı travmaya maruz kalan çocukların terapisine üzerine yoğunlaştırdık. Soma’da oyun terapi odaları kuracak ve burada çocuklara terapi yapacaktık. Her projenin tetikleyicilere ve yüklenicilere ihtiyacı vardır. Bizim projemizin tetikleyicileri ise Yeryüzü Doktorları’nın büyük gönüllüsü Havva Hanım ve THY’den Hatice Hanım’dı.

Birebir Terapi Zor İş
Afet ve felaketler sonrasında birebir terapi yapmak çok zor. Öncelikle terapi bireysel bir iş. Yani bir saatte en fazla bir çocukla görüşebilirsiniz. Aynı çocukla tek seans terapi yapılamaz, terapi demek uzun bir süreç demektir ki, bilimsel olarak etkisi kanıtlanmış en kısa oyun terapisi 6 seanstır. Yani Soma’ya giden oyun terapisti bir hafta kalsa, günde saat başı bir çocuk görse en fazla o bir haftada 8 çocuğa ulaşabilir. Yani bir haftalık tam zamanlı bir çalışma ile 8 çocuk rehabilite edilebilir. Yüzlerce çocuğun etkilendiği felaketleri düşündüğümüzde çok geniş bir ekibin çalışması gerekir ki her çocuğa terapi yapılabilsin.

Birebir terapideki ikinci zorluk ise çocukları kurulan terapi merkezlerine taşımak. Düşünün bir köy var, orada 3 çocuk var faciadan etkilenen, ya o çocukları hergün araba ile alıp terapi merkezine getireceksiniz, ya da köye gidip terapi merkezi kuracaksınız. Böyle birçok köy, semt, kasaba olduğunu düşünürsek birebir terapinin uygulaması gerçekten zorlaşıyor. Her çocuğun terapi saati ayrı olduğu için toplu servis kaldırmak da mümkün değil.

Üstelik çocuklara terapi yapabilecek yetkinlikte ülkemizde yeteri kadar uzman yok. Çocuklarda travma sonrasında en etkili yöntemler EMDR ve Oyun Terapisi. Ancak her iki alanda da uzman sayımız az. Bu uzmanlar genelde özel sektörde çalışıyorlar. Dolayısı ile tüm iş akışlarını, randevularını iptal edip gelmeleri kolay değil. Devletin elindeki sosyal hizmet uzmanları, rehber öğretmen ve psikolojik danışmanlar, psikologlar ve psikiyatsitler psikososyal destek çalışmalarını rahatlıkla yürütebiliyorlar ama iş birebir terapiye gelince yetersiz kalabiliyorlar. Bu nedenle bireysel terapide uzman bulmak da kolay değil. Allah’tan ki EMDR bilen arkadaşlar oldukça aktifler ve güzel çalışmalar yapıyorlar.

Az Olsun Öz Olsun
Bu zorlukları biliyorduk ve elimizde Van tecrübesi de vardı. Çok çocuğa ulaşıp genel çalışma yapmaktansa az çocuğa ulaşalım ama derinlikli çalışma yapalım istedik. Bu fikirlerin sonucunda Soma’da etraf sakinleştiğinde, ortalık dinginleştiğinde 2 oyun odası kurup orada 8 gün kalarak 16 çocuğa terapi yapmayı hedefledik. Bu projenin ilk etabıydı. Proje istediğimiz gibi yürürse ve destek ve talep geldiğinde projenin devamını getirebilecektik.  

Yardım Etmek Ne Kadar Zormuş
Projemizi yazdık ve ilgili birimlerle iletişime geçmeye çalıştık. Soma olayı bana gösterdi ki, yardım etmek gerçekten zor bir iş. Bir sürü yazışmalar, izinler, prosedürler var aşmanız gereken. Size oyun terapi odası için yer gösterilmesi, faciadan olumsuz etkilenmiş çocukların listesinin ulaşması gerekiyor ki yola çıkabilesiniz. Konaklama, ulaşım, doğru çocukların seçimi başlı başına uzun süreçler oldu. Yeryüzü Doktorları’ndan fedakar arkadaşların gün boyu yürüttüğü telefon ve yazışma trafiği olmasa bu proje gerçekleşemezdi.

Soma’ya birçok kişi ulaşmak ve yardım etmek istiyordu. Bu yardım taleplerini organize etmek, ehil kişileri seçmek kolay bir iş değil. Devlet görevlileri bu süreçte en çok çalışanlar ve yorulanlar oldu bu nedenle. Onların da gönlünü hoş tutarak kimseyi kırmadan, böbürlenmeden bir iş yapmak istiyorduk. Bu nedenle adımlarımızı çok dikkatli attık. 2 hafta süren uzun uğraşlar sonunda “yardım edebilme” iznini ve gerekli belgeleri alabildik. Artık yola koyulma zamanı gelmişti.

2. Gün için tıklayın 


Gün 1: Bir Proje Doğuyor Reviewed by SNMZ on 6/19/2014 Rating: 5 Soma SOMA GÜNLÜĞÜ Kendimce önemli gördüğüm projelerde günlük yazmayı seviyorum. Günlük hem bana güzel bir hatıra oluyor, he...