2016 Yılı Hedefleri - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

2016 Yılı Hedefleri

Hope   

“Yıllar su gibi akıp gidiyor.” tabiri ne kadar doğru. 1998 yılında İstanbul’da yaşamaya başlamıştım. Doğduğum yeri bırakıp üniversiteye başladığım yıllarımdı. Mecidiyeköy’de ikamet ederdim. Aradan tam 18 yıl geçti. Her Mecidiyeköy’e uğradığımda “Yıllar nasıl da geçiyor.” demekten kendimi alamıyorum. Üniversite bitti, iş hayatı başladı. Evlilik gerçekleşti. Arada askerlik bitti. Derken iki kızım oldu, babalığım başladı. “Aman bir yürüsün de..” dediğim çocuklarımdan biri 10 yaşına geldi, diğeri ilkokula başladı. Zaman su gibi, evet su gibi akıp gidiyor. 

2015 yaşı, benim için Cahit Sıtkı’nın “Yaş 35 yolun yarısı eder” dediği yıla denk geldi. Artık yolun yarısını rahat aştım.. Bir sene öncesine kadar çocuklarla tanışırken “Bana Mehmet Abi diyebilirsin” derdim, şimdi ise artık bir oyun amcasıyım. Abilikten amcalığa terfi ettim. Çok hızlı gelişti bu süreç. Dilim çocukların abisi değil amcası olmaya henüz alışmadı. 35 yaşında bir abi olur mu? Olmuyor artık. Kabul etmeliyim, artık orta yaş insanıyım. Amcayım.. Bakalım bu orta yaş insanına 2015 neler getirmiş.

Gezmeler Devam Ediyor…
Gezmeyi, doğa ile buluşmayı ve fotoğraf çekmeyi seviyorum. İstanbul’da terapilerde bozulan dengemi doğada yeniden onarmaya çalışıyorum. Bazen sırf gezmek için yola düşüyorum, bazen de eğitimler ve seminerler buna vesile oluyor. 

Bu sene Van’a yolum çok düştü. Eğitim ve seminer için Erciş, Çatak ve Tuşba’da bulundum. Çok seviyorum Van’ı. Neden bu kadar sevdiğimi merak ederken yine bu seneki derin bir çalışmada büyük atalarımın Anadolu’ya Van’dan giriş yapmış olduğunu, burada ikamet ettiğini fark ettim. Demek ki, burada benden bir parça var. Erciş’in Van gölü manzarası, Çatak’ın girişindeki dağlardan süzülen şelale, uçak ile Van gölünü seyretmek harika deneyimlerdi benim için. 

Eğitim için gittiğim diğer Mekan Aydın’dı. Ailecek gittik eğitime. Eğitim dışındaki vakitlerde Efes ve Şirince’yi gezdim. İkisi de paha biçilmez güzellikte yerlerdi. Şirince’yi ticari kaygılar esir almıştı. Özellikle Efes’ten çok etkilendim. Gördüm ki, bundan binlerce yıl önce daha medeni bir şehir varmış. Şimdi bizler “İlerledik” diye kendimizi kandırıyormuşuz. 

Bir öğretmen arkadaşımın daveti üzerine gittiğim Mudurnu sanki bir Osmanlı kasabasıydı. Deresi, tarihi evleri, küçük ama sevimli yapısı ile çok yakın geldi bana. Bir bahar günü yeniden uğramayı arzu ediyorum..

Yazın ailecek düşeriz yollara. Bir bölgeyi kendimize seçer o bölgeyi baştan aşağı gezeriz. Aslında niyetimiz Doğu Anadolu idi. Ancak o bölge karışık olunca rotayı Akdeniz’e çevirdik. Bir gece Eskişehir’de konaklayıp tarihi Odunpazarı’nı gezdik. Sonra Burdur’da Türkiye’nin en temiz gölü olan Salda Gölü’nü ziyaret ettik ve sonrasında Tefenni’de bir dağ evinde konakladık. Sonra da Akdeniz’e düştük. İlk önce batı ucu olan Kalkan ve Kaş’a gittik. Oradan sırası ile Kemer, Kumluca, Antalya, Anamur, Mersin, Adana’yı gezdik ve taa Hatay Yayladığı’na kadar gittik. Akdeniz’in mavisi, tarihi kentler çok güzeldi. Antalya’da gezdiğimiz Manavgat, Düden, Kurşunlu ve Aşağı Düden şelaleleri harikaydı. Özellikle denize dökülen Aşağı Düden şelalesi beni çok etkiledi. Antalya Mersin yolunun güzelliği, dağ başında mola verdiğimiz köylülerin mekanları, Anamur, Tarsus çok güzel yerlerdi. Hatay’da arkadaşım İsmail’in köyünde güzel vakitler geçirdik. Her yörenin lezzetini tattık. Bu yolculuk her zamanki gibi beni tazeledi. Kemer yolu üzerindeki Tahtalı Teleferiği Türkiye’nin en büyük teleferiği idi ve bizi 2000 metrelik yüksekliğe çıkardı, harikaydı. Yolu düşen herkese tavsiye ediyorum.. 

Her sene bir ülkeye gitmeye çalışırım. Herkes Avrupa, Amerika ister ama benim ilgimi balkanlar, Orta Doğu, Asya ve Afrika çeker. Batıyı yeterince gördük televizyonda. Zihnimde fazlası ile Batı dünyası var zaten. Bu nedenle tercihim diğer yerler. Bu sene eğitim için Güney Afrika’ya gittim. Eğitim Johannesburg’da idi. Sonrasında Capetown’a geçtim. Burada ilk defa okyanusla karşılaştım. Bizim büyük dediğimiz denizlerin bir su birikintisi olduğunu, bizim dalga dediğimiz şeylerin sadece hafif su hareketi olduğunu okyanusu görünce fark ettim. Masa Dağı, penguenler, safari turu, foklar ve Afrika kültürü hepsi harikaydı. 

Tam Afrika’dan döndük dinlendik derken, ülkenin gergin ortamı, yeni dizayn ettiğimiz iş yerimizde oturmayan işler, aniden başlayan yoğunluk dengemi bozdu. Hemen iki günlük ara ile Bolu’ya gittik ailecek. Bir dağ evinde yanan soba etrafında oturduk, sohbet ettik. Sobanın sıcağını alıp ertesi sabah Yedigöllere gittik. Bir sonbahar günü her yer kahverengiydi. Bunca yıldır hep bahar ve yaz gezmişimdir. Sonbahar gezmelerinin bu kadar güzel olabileceğini bana Yedigöller öğretti. 

Tüm bu yolculuklarda organik, doğal insanlarla tanıştım. Onlar bana o kadar iyi geldiler ki.. Çok güzel kokular çektim içime. Çok doğal lezzetleri tattım. Bu yolculuklara vesile olanlara, bana mihmandarlık edenlere minnettarım.. 

Hee tüm bu gezdiğim yerlerin fotoğrafı tabi ki var… Instagram hesabımdan hepsini görebilirsiniz.. İşte burada: https://www.instagram.com/mteber/?hl=tr

Öğrenme Devam Ediyor…
Asıl öğrenme üniversiteden sonra başlar ve mezarda biter. Bu çerçevede işimi daha iyi ve hakkı ile yapabilmek için öğrenmeye devam ediyorum. Bu amaçla 2015 yılında Çocuklarla Kum Terapisi, Oyun Terapisi ve EMDR, Kalp Merkezli Hipnoterapi ve Çocuklarla EMDR olmak üzere kapsamlı 4 eğitim aldım. Klinik Psikoloji yüksek lisansımı yeni bitirmiştim, doktora için bir sene ara vermek istiyordum ama önüme çıkan fırsatlar beni hızlandırdı ve Klinik Psikoloji alanında doktoraya başladım. Tam öğrencilikten çıkmışken yeniden öğrencilik yoluna geri girdim. Tüm bu yolculukta bana eşlik eden Reyhana Seedat, Maria Kendler, Mücahit Öztürk, Tolga Arıcak ve Ümran Korkmazlar hocalarıma çok şeyler borçluyum.  2015 yılımın tam 30 günü sıranın arkasına oturup öğrenmekle, öğrenci olmakla geçti. 

Büyüme Devam Ediyor…
Bu sene Klinik Psikoloji alanındaki yüksek lisansımı tamamlayarak Klinik Psikolog unvanını aldım. Aynı zamanda uluslararası düzeyde bir oyun terapisti olmak için gerekli tüm şartları tamamlayarak uluslararası düzeyde kabul gören bir oyun terapisti oldum. Yeşilay Bilim Kurulu’na seçilmiş olmak benim için bir gurur kaynağı oldu. Son kitabım Annenin Ruh Halleri bu sene yayımlandı. Yani bu sene öğrenerek büyüdüm. 

Öğretme Devam Ediyor…
Öğrendikçe büyüyorum, büyüdükçe elde ettiğim bilgileri çevremdeki insanlarla paylaşıyorum. Hepimiz ülkemizi bir adım daha ileri götürmekle sorumluyuz. Bu uğurda 2015 yılında 30 seminer düzenledim. 11 kapsamlı eğitim programı açtım. Bu programlarla toplamda 4000 farklı kişiye ulaşıp çocuğu anlattım. 10 farklı radyo/TV programı ile on binlere ulaştım. Sosyal medya yolu ile ulaştıklarımı da sayarsak çok rahat 10.000 kişinin hayatına dokundum diyebilirim. 

2015’in 30 günü sabahtan akşama kadar tam gün süren eğitimlerle geçti. İstanbul dışında 15 ilde çeşitli eğitim, seminer programları çerçevesinde bulundum. Nasıl ki 30 günüm öğrenmekle geçti, 60 günüm ise insanların karşısına geçip onlara bir şey aktarmakla geçti. 

Aşk Devam Ediyor...
Oyunun çocuk için önemi ve özellikle oyun terapisi ülkemizde pek bilinmiyor. Bir gün bir dua etmiştim Rabbime “Allah’ım oyun terapisini tüm ülkemize, Orta Asya ve Orta Doğuya ulaştıracak fırsatları bana ver” diye. Ve bir aşkım var ki o da ulaşabildiğim çocuklara ulaşıp onları mutlu etmek. 

Bu duanın kabulü ve bu aşkın tezahürü olarak 2015 yılı içinde 4 farklı ilde 6 adet oyun terapisi giriş düzey eğitimi düzenledim. Van’da, Yozgat’ta, Aydın’da, İstanbul’da tam 150 ruh sağlığı çalışanına oyun terapisi konusunda eğitim verdim. Bu 150 uzman yolu ile kim bilir kaç çocuğun ruhuna dokunma imkanım oldu. 

Duam kabul oldu mezun olduğum Boğaziçi Üniversitesinde, Yıldız Teknik’te, Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde ve Medipol Üniversitesinde öğrencilerle bir araya geldim. RUHSAK, PSİART gibi ruh sağlığı alanındaki öğrencileri organize eden derneklerle de çalıştım. Bu sayede 1000 Psikoloji/Psikolojik danışmanlık öğrencisine oyun terapisini aktardım. 

Yüksek lisans tezimi oyun terapisi alanında yaptım. Gençlik ve Oyun Terapisini ele alan ilk bilimsel makalem hakemli bir dergide yayımlandı. Böylece oyun terapisini akademik dünyanın da da gündemine sokmaya başladım. 

Acı Olaylar…
2015’te kendim dünyam yukarıdaki gibiydi. Ya ülkem? 2014’te Soma maden faciası içimi yakmıştı. 2015 ise ülkemizde seçim yılıydı. Siyasilerin hırsları ve Batılı devletlerin ülkemizi dizayn etme çabaları sonucunda birbirimize girdik. Diyarbakır-Sur, Şanlıurfa-Suruç ve Ankara patlamalarında vefat edenler, yüzlerce askerlerimizin şehit olması içimi yaktı. 2015’te şunu anladım ki bizim bizden başka dostumuz yok. Operasyonlarla yıkamadılar ülkemizi, şimdi iç savaş derdindeler. O da olmadı bizi bir dış savaşa sürükleyecekler. 2015 bana öğretti ki zaman birlik mesajları verme zamanı, ayrılık mesajları değil. 

Mersin’deki Özgecan olayı tüm toplum için bir travma oldu. Kayseri’deki üvey annenin 5 yaşındaki çocuğa yaptıkları yüreğimi kanattı. Suriyeli minik Aylan’ın sahile vuran minik cesedi insanlığımı sorgulamama yol açtı. Tüm bu olaylar gösterdi ki gönülleri fethetmek için savaşmalıyız, arazileri değil. Canavar dışarıda değil tam da ruhumuzun derinliklerinde. Ve masum çocukları korumak için canımızı dişimize takmalıyız. 

Ölümler…
2015 yılı çocukluk ve gençlik yıllarımın önemli figürlerinin ölümüne de sahne oldu. Yaşar Kemal, Müzeyyen Senar, Kayahan, Zeki Alasya,  Kenan Evren, Süleyman Demirel, Sümer Dilmaç ve Levent Kırca bu dünyadan göçtüler. Ölüm şu güçlü mesajını yine bana verdi: Ey Mehmet! Kudretli bir paşa, siyasetin vazgeçilmez bir figürü olsan da ölüm gelip seni bulacak. Usta bir sanatçı, ya da ekranların popüler figürü olsan da ölüm gelip seni alacak. Ölüm karşısında acizsin. Ona göre ayağını denk al. Artık biliyorum: Ölümün olduğu yerde kibir olmaz, olmamalı. 

2015 Muhasebesi
2015 yılı kendime koyduğum hedefler şu şekildeydi:
1) 100 kitap okumak: Bu hedefe açık şekilde ulaşamadım. Kitap okumak yerine akademik makale, yayın okumakla geçti zaman. Burada başarısız oldum. 50 kitap ancak okumuşumdur.. Ye hedefi revize etmeliyim ya da kendimi :(
2) 50 seminer vermek: Seminerlerim 30’da kaldı. Bu hedefe de ulaşamadım. Ama açtığım fazla eğitimlerle telafi ettim sayılır.
3) Uzun soluklu 8 eğitim açmak: Bu sene 11 kapsamlı eğitim düzenledim. Her eğitimin ortalama 3 gün olduğunu düşünürsek. 9-10 gün fazla şekilde hedefi gerçekleştirmiş oldum. 
4) Bir yurtdışı ziyareti yapmak: Evet bu sene Güney Afrika’ya giderek bu hedefe ulaşmış oldum.
5) 200 çocuğa ulaşıp 1000 seans terapi yapmak: Bu sene rahat 250 çocuğa ulaştım ve 1000 seanslık terapiyi geçtim. Bu hedef de tamam :)
6) Bir kitap yazmak: Annenin Ruh Halleri bu sene yayımlandı. Hedef, tamam!
7) Bol bol akraba ziyareti: Bol bol yaptım mı? Hayır.. Eksik noktalarımdan bir tanesi.
8) Ailecek Ege turu yapmak: Ege turunu önce Doğu Anadolu turuna, sonra da Akdeniz turuna çevirdim. Ama hedef gerçekleşti.
9) Tezimi bitirip Klinik Psikolog Olmak: Evet, bu da gerçekleşti.

2016 Hedefleri
1) 50 Kitap Okumak: Artık bilimsel makale, kaynak kitap daha çok okuduğum için popüler kitaplar daha da azalacak.  
2) 30 Seminer Vermek: Daha seçkin mekanlarda az ve öz seminerler vereceğim. Okullarda ya da ilk-orta-lise öğrencilerine yönelik programlara çok katılamayacağım. Her ay 2 seminer yeter bana. 
3) 10 Eğitim Vermek: Oyun Terapisi, Çocuk Psikolojisi, Çocuk Psikopatolojisi, Öğretmen Eğitimleri konusunda 10 eğitim programı açmayı hedefliyorum. 
4) 10 TV Radyo Programına katılmak: Görüş ve haber içerenler dışında 10 canlı yayın programına katılmak niyetindeyim.
5) 5 Kapsamlı Eğitim Almak: Kum Terapisi, Deneyimsel Oyun Terapisi 2, Theraplay 2, Kalp Merkezli Hipnoterapi 2, EMDR 2 gibi ileri düzey eğitimlere katıldığım bir sene olacak 2016.
6) 1 Kitap Yazmak: Yazacağım kitap oyun terapileri ile alakalı olacak. Terapötik Öyküler diye bir de ara sürpriz yapabilirim.
7) 250 Çocuk-1000 Seans: Ahenk’teki terapi günlerimi azaltıyorum. Yeni terapistler yetiştirmeye odaklanacağım daha çok. Bu nedenle 1000 seans beni zorlayabilir ama bakalım. 
8) 1 Ülke Ziyareti: Bu sene belki İran, belki kutsal topraklar hedeflerim arasına girebilir. Ya da kongre için gittiğim bir Avrupa ülkesi. 
9) 3 Yeni Şehir Gezmek: Daha öne gitmediğim Bitlis, Muş, Ağrı, Kars, Ardahan gibi şehirlerden en az 3’ünü bir şekilde gezmeyi hedefliyorum. 
10) Ailecek Doğa Anadolu Gezisi: Kars, Ağrı, Ardahan gibi Doğu’nun en uç illerini ailecek gezmeye niyetliyiz ama bakalım… 
11) Uluslararası Düzeyde Eğitimci Olmak: Oyun terapisi alanında Uluslararası düzeyde eğitimci olmak. Bunun için çok yoğun çalışmam gerekecek ama bakalım. Bu sene bu işi halledersem harika olacak. 
12) 50 arkadaşı ziyaret etmek: Bol arkadaş deyince sayı belli olmadığı için harekete geçemiyordum. Bu sene sayıyı belirledim. İlk-orta-lise-üniversite fark etmez, her dönemden arkadaşlarımı bulup ev ziyareti yapacağım.
13) Çift dilli yayın: Bu seneden itibaren twitter ve instagram hesabımdan artık Türkçe ve İngilizce olarak paylaşımda bulunacağım. Hem dilimi geliştirmek, hem de daha fazla insana ulaşmak için. 

Tabi bu başlıklar dışında, özelime, aileme, maneviyatıma dair hedeflerim de var.. Hedefe ulaşmak için önce niyet, sonra arzu, sonra çaba ve dahi dua gerekir. İlk 3’ü benden sonuncusu da sizden olsun lütfen… Bu yazıyı hasbelkader okuduysanız şu cümle ile bitirin: “Allah’ım bu hedeflerin sahibine hedeflerine ulaşmayı, ailesine, çevresine, ülkesine ve insanlığa faydalı işler yapmayı nasip eyle. (Amin).

Mehmet Teber
3 Ocak 2016 / İstanbul

2016 Yılı Hedefleri Reviewed by SNMZ on 1/03/2016 Rating: 5 Hope    “Yıllar su gibi akıp gidiyor.” tabiri ne kadar doğru. 1998 yılında İstanbul’da yaşamaya başlamıştım. Doğduğum yeri bırakıp üni...