2019’a Merhaba - Pedagog Mehmet Teber

728x90 AdSpace

2019’a Merhaba

Yapraktan Kayık ve Deniz

Benim için bir gelenek oldu artık, bir önceki yılın muhasebesi ve yeni yılın hedefleri. Tam 9 yıl olmuş bu serüvene başlayalı. Yaş 30 ile birlikte çıkmışım yola. Beni bu süreçte örnek alan da oldu kınayan da. İnanıyorum ki, bir önceki yılın muhasebesini yapmak yeni yıla niyetlerle girmek insanın önünü açıyor. Böylece zaman içinde kendimdeki değişimi ve dönüşümü de görmüş oluyorum.


Bir önceki yılın muhasebesini yapmayacağım bu sene. Bu hesabı Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz en güzel hesap gören O’dur. Ve O’nun hesabı herkesten daha doğrudur. Sadece beklemek ve izlemek istiyorum rüzgârın nasıl eseceğini, herhangi bir yere esmesini temenni etmeden.

2018 çok güzel izler bıraktı bende.. Kısaca onlara değinmek istiyorum…

Küçük Cennet: Zanzibar

Zanzibar Afrika kıtasında bir ada. Tanzanya ülkesine bağlı. İstanbul’da 10 saatlik bir uçuşla gidilebilen doğa güzelliği ile dolu bir yer. Bu ada ile yolum Hatice Yentürk vesilesi ile kesişti. Kendisi oldukça aktif ve zihni projelerle dolu bir arkadaşım. Bilenler bilir, yıllar önce Bilim Sanat Vakfı’nda başlayan ve iki yıl süren ve hala tadı damağımızda kalan Pedagoji Okumaları’nın da mimarıydı kendisi. Çok güzel bir ekiple esaslı bir okuma yapmıştık kendisi ile. Ardından birçok projede yolumuz kesişti. Sonraları kendisi iki güzel kızı ve eşi Fatih Bey ile Zanzibar’a yerleşti. Burada gönüllü turizmi başlattı. Hem bölgenin halkı için kalıcı projeler inşa etti hem de birçok insanı bu projelerde görev almak ve aynı zamanda gezmek amacı ile adaya getirdi. Vassalam adlı organizasyonu ile birlikte birçok güzel işe imza attı.

İyilik nerede olursa olsun onu desteklemek düşer bize. Eğer bir arkadaşım bir yola çıktı ise ve muradı hayırsa ona destek olmak isterim ki, ümidi ve dahi iyiliğe olan inancı yarım kalmasın. Biz de eşimle bu niyetle gittik Zanzibar’a. Hem gezdik hem de gönüllü işlerde bulunduk. Zanzibar’da mükellef bir oyun terapisini odasını benden önce adaya giden arkadaşım Selva Arslan zaten kurmuştu. Bana da bu odada dilini bilmediğim ama oyunun dilinde buluştuğum çocuklarla terapi yapmak nasip oldu. Kısa süre sonra dönecekken içimden birilerini yetiştirmek geçmişti bu odada terapi yapması için. Zanzibar merkezde bir kafede otururken Almanya’da yaşayan Türk kökenli bir kız ile tanıştık. Kendisi de buraya bizimle aynı günde ama farklı bir organizasyonla gönüllü psikolog olarak gelmiş ama projesi akamete uğradığı için İngilizce öğretimi yapacakmış. Saregül’ü bizim projeye davet ettik. O da severek kabul etti. Düşünün ki, biri Almanya’dan biri Türkiye’den iki kişi farklı bir ülkede aynı kafede, aynı saatte denk geliyor. İkisinin de niyetleri bir araya geliyor. Saregül’e yoğun bir program ile oyun terapisi yapmak için hazırladık ve benden kalan bayrağı o devraldı. Sonrasında ise bize Zanzibar için Türkiye’den başka oyun terapistleri yetiştirip göndermek de nasip oldu.

Zanzibar % 99’u Müslüman olan çok fakir bir ülke. İnsan bu yerlere gidince sahip olduğunu nimetin farkına varıyor. Ve tabi ki de dünya için yapılacak ne kadar çok iyilik olduğunu görüyor. Baharat Bahçesinin o güzel kokusunu, zencefilli sodasını, okyanusun ortasında gel gitler ile oluşan küçük beyaz Sand Bank adasında eşimle baş başa geçirdiğimiz iki saati, her gün yüzlerce metre gidip gelen denizi, tuzlu okyanus suyunda yetişen mangrov ağaçlarını unutmayacağım. Ben de gitmek isterim diyorsanız buyurun lütfen: www.vassalam.org



Kadim Şehir: Kutsal Kudüs!
2018’de ikinci ülke dışı seyahatim Kudüs’e oldu. Bir Öncü Eğitimciler Derneği organizasyonu ile yaz ayında eşimle gittik Kudüs’e. Gitmeden önce çok araştırma yapmadım acıkması. Pek de sevmiyorum bunu. “Oralar karışık gitme” diyen de oldu ama insanın kalbine sevda düşünce, alıkoyması mümkün değil kendini. Gidince dedim ki “Aman Allah’ım Kudüs hakkında ne kadar az şey biliyorum. Daha önce gelmiş olmayı dilerdim. Herkesin Kudüs’e gitmesi lazım” İstanbul’dan turist olarak İsrail üzerinden gidiyorsunuz Kudüs’e. İsrail bir şeriat devleti. Müslümanlara karşı paranoyası olduğu kesin. Sürekli arama yaparak ve kaba tavırları ile bunu gösteriyorlar. Müslümanlar gelmesin diye de sürekli medya da buralarda savaş ve karmaşa var havası oluşturuyorlar. Ama gidip gelmek oldukça güvenli. Havalimanında uzun arama saatleri dışında bir olumsuzluk yaşamadık.

İnsan ilk adım attığında şunu net olarak görüyor: İsrail bir işgalci devlet. Kudüs’i işgal etmiş. Filistin diye bir devletten söz etmek mümkün değil neredeyse. Filistinliler İsrail’in verdiği geçici izinle yaşıyorlar burada. Filistin’in kendi pasaportu bile yok herkeste Ürdün pasaportu var. Her tarafta İsrail askeri var. Filistin devletinin polisi yok varsa da az ve silahları yok. Zaten Filistin dediğimiz yer çok az kalmış. Gazze ve Kudüs’te bazı yerler. Birçok yeri para ile satın alarak İsrail toprağı ilan etmiş bile İsrail Devleti. Sorunlu bölge algısı oluşturulduğu için Türkiye dışından giden pek Müslüman yok. Gidenlerin de önünü kesip Filistin’i yalnızlaştırmak için elinden geleni yapıyor İsrail. Bu nedenle inadına gidip “Buralar bizim” dememiz gerekiyor. İmkânı olan herkesin boynunun borcu Kudüs’e gitmek. Önce Kudüs mü yoksa Umre mi, bence Kudüs.

Kudüs Allah tarafından mübarek kılınmış bir belde. Mescid-i Aksa’da öyle. Hani biz bulunduğumuz şehirlerde evliyaların, sahabelerin kabirlerini ziyaret ederiz ya. Bir şehir düşünün ki içinde birçok peygamber kabri var. Hz. İbrahim, oğlu İshak, oğlu Yakup ve onun oğlu Yusuf peygamber bu şehirde metfunlar. Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. Zekeriyya, Hz. Yahya, Hz. Musa gibi peygamberlerin kabri de bu şehirde. Hristiyanlara göre Hz. İsa’nın da kabri burada. Annesi Hz. Meryem’in kabri de bu kutlu şehirde. Bu nedenle çok değerli bir şehir Kudüs. Hristiyanlar Kudüs’te hacı oluyorlar. Hz. İsa ve Hz. Meryem’i ziyaret etmek için buraya geliyorlar. Müslümanlar için de oldukça kutsal bir yer Kudüs. Hem birçok peygamberi içinde barındırdığı için hem ilk kıblemiz olduğu için hem de Efendimiz (asm) buradan miraca yükseldiği için. Hz. Rabia bu şehirde yaşamış, şehirde defnedilmiş birçok sahabe de var. Burayı fetheden Selahattin Eyyübi’nin evi hala ayakta. Bu nedenle paylaşılmıyor zaten. Hristiyanlar ve Müslümanlar Kudüs’te kardeşçe yaşarlarken Yahudiler pek sevilmiyor. Çünkü İsrail Devleti sadece Mescid-i Aksa ile değil aynı zamanda Hristiyanların en kutsal mabedi olan Kıyamet Kilisesi ile de uğraşıyor. Dertleri buranın tek hâkimi olmak. Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine Süleyman Peygamberin o muhteşem mabedini yapmak. Biliyorsunuz bu yıl Amerika Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etti ve büyükelçiliğini buraya taşıdı. Onu birkaç ülke daha takip etti. Amaç çok net, Kudüs’ü tamamen İsrail’e vermek. Bunun eline geçmenin bir yolu da bu toprakları bol bol ziyaret ederek, zulme karşı olduğumuzu göstermek. Bu yüzden diyorum ki mutlaka planlarınız arasına Kudüs’ü alın.


Şüphesiz şu ana kadar beni en çok etkileyen şehir Mekke, Medine’den sonra Kudüs oldu. Niyetim de bol bol gitmek var. Oraya destek olmak var. Dilerim gerçek olur.



Bir Estetik Ülkesi: İran
Kudüs’ten geldiğim günün ertesi günü İran’a gitmek için bilet almıştım. Bu sefer bana eşlik eden kadim arkadaşım Ramazan Uslu’ydu. Bizi karşılayacak olan ise 1998 yılında üniversite birinci sınıfta aynı evde kaldığımız Memduh’tu. Kendisi devlet planlama teşkilatının görevlendirmesi ile yıllardır ailesi ile Tahran’da yaşıyordu. Yine Kudüs’e giderken olduğu gibi İran’a giderken de uyarılar gelmişti, “Oralar karışık, kendinize dikkat edin” şeklinde. Kısa bir uçuşun ardından Tahran’a ulaştık. Kum şehrini gezdik önce. İran’a olan hayranlığım Kum şehrinde başladı. Öyle estetik yapılar gördüm ki, dilim tutuldu. Fatimatüz Masume türbesi bizi mimarisi ve tavan süslemeleri ile mest etmişti. Sanırım Kaşan’da gördüğüm Tabatabai Evi şu ana kadar gördüğüm en harika mimariydi. Sonrasında İsfehan.. ‘İsfehan nısf-ı cihan’ derlermiş, yani İsfehan cihanın yarısıdır. Gerçekten de insan bir şehre âşık olursa ben İsfehan’a âşık oldum diyebilirim. Nakş-ı Cihan meydanı, köprüleri, şahların sarayları ve camileri ile adeta insanın estetik duygusu mest oluyor bu şehirde. Hala daha özlüyorum. Muhteşem çarşısındaki el emeği birbirinden latif ürünler ise eşsiz değerde.

İran Türkiye’nin 1980’li yılları gibi. Şehircilik, arabalar, yollar, binalar hep eski filmleri andırıyor. Bu yönü ile otantik. Dış dünyaya kapalı olduğu için kapitalizmin saldırısına uğramadan kendi kültürünü korumuş bir ülke. İnsanları bizim doğu insanımızı andırıyor. Duygusal kanaldan konuşunca yollar size açılıyor. Herkes nerede ise Türkçe bildiği için iletişim sorunu pek yaşamıyorsunuz. Esnafta hizmet ve müşteri memnuniyeti kültürü pek gelişmiş değil.


İran bizim ülkemizde şeriat ülkesi olarak bilinir. Hatta ‘İran’a döneceğiz’ diye endişelenenlerimiz olur. Ben de İran’a gidince zannettim ki her tarafta çarşaflı sakallı insanlar olacak. Gezdiğim süre zarfında İran’da çarşaflı kimse görmedim, hatta kapalı kadın bile çok ama çok az gördüm. İranlıların kadınların geneli zorunlu olduğu için başlarının bir kısmını örten bir tül koymuşlar ama göstermelik. Onun altında genelde gömlek ve pantolon var. Kadınları görülür şekilde makyajlılar. Saçları fönlü kesinlikle.


Camiler namaz saatleri dışında kapalı. Sabah ile öğle, akşam ile yatsı birleştiriliyor bu nedenle 3 vakit ezan okunuyor. Bu saatler dışında açık cami bulmak zor. Cuma günü Cuma namazı kılamadık çünkü öyle bir kültür yok. Camiye gidenler çok az, bizdeki gibi yaşlı amcalar var genelde. Yani İran’da yaşayan bir İslam göremedim ben. Şiilik etkisi olabilir. İlk defa dünyada İran ezanlarında Hz. Ali’ye nispetle “Eşhedü enne Aliyyen Veliyullah” ve “Eşhedü enne Aliyyen Hüccetullah” eklemesini gördüm. İran’da halkın bilinçdışında zorla dayatılan İslam’a tepki var gibi hissettim. Devlet şeriat düzeninde ama halk değil. Alkolsüz bira reklamlarını pek çok yerde görmek mümkün. Oruç tutan sayısının çok az olduğunu söylemişti arkadaşım. İsrail de bir şeriat devleti. İkisini art arda gezdiğim için söyleyebilirim ki İsrail İran’dan kat be kat daha katı.


Eğer kültür meraklısı iseniz dünyanın en büyük medeniyetlerinden olan Pers/Fars medeniyetini görmek için mutlaka İran’a gitmelisiniz. Şiraz, Tebriz gibi daha nice güzel şehirleri varmış ki bize gitmek nasip olmadı. Bir edebiyat, aşk, estetik, alternatif sinema düşkünü iseniz yine yolunuz İran’a düşmeli.



Yeni Bir Ruh: Mehmet Mirac
Şüphesiz 2019’un en güzel sürprizi yeni bebeğimiz Mehmet Mirac’dı. 10 yıl aradan sonra 2019’un son çeyreğinde geldi evimize. Ana ismi olan Mirac, Mirac kandilinde kalbimize düştü. Sonra annesinin karnında iken Kudüs ziyareti gerçekleşti onun bereketi ile. Burada ismi pekişti bizde. Mehmet benim ve aynı zamanda iki rahmetli dedemin de ismidir. Babanım babası olan dedem “Baboğ” ismi ile anılırdı. Köydeki herkesin babası gibi olduğu için ona bu unvan verilmişti. Kol kanat gererdi herkese. Bu Mehmet dedem anlattığı hikayeler ile ruhumu yoğuran, sarılışı ile %100 koşulsuz sevgiyi ruhuma eken kişidir. Annemin babası olan Mehmet dedem ise “Gül Emmi” ismi ile anılırdı. Hep güzel kokardı, aynı zamanda huyu ile de gül gibiydi. Köyün cömerdi, şifacısıydı aynı zamanda. Benim ruhuma oyun aşkını o kattı. Onunla oynadığımız oyunları hatırlar ve özlerim. İstedim ki isimleri ve güzel huyları oğlumuzda devam etsin. Eylül sonu gibi biraz zorlu bir bekleyişin ardından aramıza katıldı. Evimizin içine yeni bir nefes, yeni bir tazelik, yeni bir masumiyet geldi onunla birlikte.

Mirac’ın geldiği günle tam olarak aynı günde aleyhimde bir dedikodu ve iftira fırtınası çevremde alevlendi. Bu süreç de bir o kadar zordu açıkçası. Eğri cetvelle doğru çizgi çizmeye çalışanları, bir izmarit atıp ormanı yakıp sonra da “ama ben sadece izmarit attım” diyen masumları, 99 yalanın üstüne biraz doğruluk sosu döküp pazarlayanları, kendi karanlıklarını bırakıp beni sözde aydınlatmaya çalışanları, toplumun yılmaz ahlak bekçilerini gördüm bu süreçte. Bir dönem hukuk yolunu düşündüğüm, sonrasında ise Allah’ın keskin hukukuna havale ettiğim bu kişiler hayatımdan çıkıp gittiği için çok da mutluyum aslında. Turnusol kâğıdı işlevi gördü bu olay aynı zamanda. Kim gerçek dostummuş, kim ortacıymış, kimi korku esir almış, herkese yaranmaya çalışıp kimseye yaranamayan kimlermiş, kim kendi deneyimi dururken gidip ötekinin deneyimini satın alıyormuş, kimin benimle ilgili birikmiş negatif duygusu varmış hepsi önüme döküldü bir bir. Şefkatim, benliğim, arkadaş çevrem sıkı bir arınmadan geçti bu dönemde. Şer gibi görünen bu olay hakkımda hayra inkılap etti sonuçta. Allah'ın birçok direk ve dolaylı yardımı ve eşimin sonsuz desteği ile fazlalıklardan arınmış bir şekilde devam ediyorum hayata. Çok şükür...


Mirac’ın gelişi ile bu sürecin aynı gün başlaması tabi ki tesadüf değil. Mirac bu süreçte insana, insanın masumiyetine olan güveni tazelediğimiz bir kaynak oldu benim ve ailem için. Allah büyük, diyor ki İnşirah Sûresi’nde “Evet o zorlukla beraber bir de kolaylık vardır”. Zorluktan sonra değil, zorluk içindeyken kolaylığı veriyor Allah. Mirac da bizim kolaylığımız oldu bu zorluk esnasında. Çok şükür ki sağlıkla aldık onu kucağımıza ve masumiyeti ile iyiliğe olan inancımızı pekiştirdi.



Dostların Şehri: Şanlıurfa
Şanlıurfa’nın eski adı Haliliye imiş. Hatta şu anda Balıklıgöl’ün bulunduğu ilçenin adı bu isimle devam ediyor. Halil dost demek aslında. Hz. İbrahim Halilullah olarak biliniyor, yani Allah’ın dostu. Burada ateşe atıldı, odunlar suya burada dönüştü. Bu sene 3 defa yolum düştü bu mübarek şehre. Biri üzerimde hakkı bol olan hocamız Reyhana ileydi. Oyun terapisi eğitimi içindi genelde ziyaretimiz. Can Dostum bana eşlik etti çoğu seferinde. Yol bir yoldaş ile güzeldir her zaman. Eğer dostluğunuzun pekişmesini istediğiniz birisi varsa Haliliye’ye gelmelisiniz. Dostluklar burada kıvam buluyor bence. Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın Cennet sonrası burada buluştuğu da rivayet edilir. Harran, Göbeklitepe ilk defa uğradığım yerler oldu. Harran bir medeniyetin izlerini taşıyor, Göbeklitepe ise 12.000 yıllık bir tarihin. Her seferinde Urfa’da bana eşlik eden Bahattin Yavuz arkadaşıma değinmeden edemem. Ceylan eti ile tanışmamızı da sağladı kendisi. 

Bu sene içinde gezdiğim ve beni etkileyen diğer bir yer ise Antalya Side oldu. Hem tarihini hem otantik dokusunu hem de denizini çok sevdim. Yine Antalya’daki Köprülü Kanyon beni mest eden bir güzelliğe sahipti. Konya’nın Akşehir, Beyşehir ve Seydişehir ilçeleri yine ilk defa gezdiğim yerler arasındaydı bu sene. Akşehir’de Nasrettin Hoca Türbesi, Beyşehir’deki Eşrefoğlu Rami Camii, Seydişehir Tınaztepe Mağarası bu bölgede görülecek nadide yerlerden.



Meslek Aşkı: Oyun Terapisi
Geçen sene Kasım ayı gibi Oyun Terapisi Giriş eğitimim Amerika merkezli dünyanın en büyük oyun terapisi derneği (APT) tarafından onaylı eğitimler kapsamına alınmıştı. Bu bir Türk vatandaşının bizzat kendi açtığı eğitime verilen ilk onaydı. Bu onayı aldıktan sonra ilk eğitimi Şanlıurfa’da açmak nasip oldu. Sonrasını İstanbul ve Kocaeli takip etti. Uluslararası onaylı sertifikalarımı ilk bu sene vermiş oldum.

Bu sene Hasan Kalyoncu Üniversitesi ile birlikte bir oyun terapisi sempozyumu düzenledik. Hocamız Reyhana Seedat da bize eşlik etti. Bu sempozyum da oyun terapisi adına bir ilkti ve bu sempozyumda konuşma yapmak bana da nasip oldu. 700’e yakın katılımla çok güzel bir oyun terapisi günü gerçekleştirdik.


Ülkemiz için bu sene önemli bir organizasyon düzenlendi: Türkiye Psikoterapi Zirvesi. Bu zirveye her bir terapi ekolünün şu an için ülkemizdeki en önde gelen ismi davet ediliyor. Oyun Terapisini temsilen büyük ustalar ile birlikte bu zirvede yer almak şüphesiz en büyük gururdu benim için. Yıllardır verdiğim emeğin şükürlük bir meyvesiydi.



Çocuk Dünyasına Yolculuk
Çocuğun anlaşılmasına yönelik gayemin bir sonucu olarak bu sene Moral FM’de 20 haftalık bir radyo programı hazırlayıp sundum. Hem anlattıklarım bir arşiv olsun hem de beni dinleme imkanı bulmak isteyen herkes kolayca ulaşabilsin. Bu programa boyunca her hafta bir kitap önerdim, çocuğa dair yazılmış bir şiir seslendirdim ve aynı zamanda bir film önerisinde de bulundum. Böylece çocuğa dair 20 programın yanından güzel bir arşiv oluştu. Bu program 2019 yılının en değerli hazinelerinden biriydi benim için. Bu arşive internet sitemdeki bağlantı adresinden kolaylıkla ulaşabilirsiniz: http://www.mehmetteber.com/2018/07/cocuk-dunyasna-yolculuk.html


Allah’ın Lütfu İkramlar
Bu sene Allah’ın lütfu ile birçok sürpriz ile de karşılaştım. Nisan ayında Bursa İnegöl’den davet aldım. İshakpaşa Ortaokulu öğretmenleri çok güzel bir proje hazırlamışlar. Sağ olsun İnegöl Belediyesi de destekçi olmuş. Benim kitabımı 700 ebeveyne okutmuşlar. Bu ebeveynlerle birlikte çok güzel bir sohbette bir araya geldik. İlk defa bu kadar çok okurum ile bir araya geldim. Unutulmaz duygular yaşadım.

Yine İstanbul Üniversite’sinden Gülüşan Hocamız Annenin Ruh Halleri kitabını okuma kitabı olarak seçmiş ve öğrencileri ile detaylıca okumuşlar. Onlarla da bir sohbet nasip oldu. İnsanın okurları ile sohbeti daha derin ve nitelikli oluyor.


Kâşif Çocuk Akademisi tarafından aldığım “Çocuğa Değer Katanlar” ödülü bir şükür vesileydi. Bir önceki yıl Dumlupınar Üniversitesi tarafından “Yılın Pedagogu” ödülü ile verdiğim emeklerin karşılıkları gibiydi.


Bu sene birçok üniversiteye davet edildim farklı programlar vesile ile. Hasan Kalyoncu, Sabahattin Zaim, Esenyurt, İstanbul, Bahçeşehir, Üsküdar bu sene öğrencilere ulaştığım üniversitelerdi.


2018 sonunda değerli Ümran Hocamızın EMDR Türkiye Çocuk Ergen Komitesi’ne beni davet etmesi ise yılı güzel duygularla kapatmamı sağladı. Pedagoji Derneği'ne bu sene içinde veda ederken çocuklara dair çalışmalarımı hem bu komitede hem yeni senede hayata geçireceğimiz Oyun Terapileri Enstitüsü'nde merkezileştirmiş olacağım.  



Ağacı Sulayanlar: Hocalarım
Bu sene bilgi ağacımı sulayan birçok hocam oldu. Vahdet Görmez ile birlikte Çocuklarda Bilişsel Davranışçı terapi alanında hem eğitim hem de süpervizyon aldım kendisinden. Ümran Korkmazlar hocamızdan Çocuk EMDR alanında birçok yeni eğitim aldım hem de süpervizyonları ile destekledi beni. Yetişkin EMDR alanında bana süpervizörlük eden Asena Yurtsever’e de minnettarım. Carlo Ruffino Kum Terapisi yolculuğunda bana eşlik etti. Kum terapisi alanında bende en büyük açılımı sağlayan şüphesiz Braam Beetge idi. Kendisi ile olan süpervizyonlarım devam ediyor. Reyhana Seedat ise 7 yıldır beslendiğim bir kaynak. Hepsine sonsuz teşekkür borçluyum. Bu yıl tam 30 günüm sıra arkasına geçip öğrenci olup eğitim alarak geçti. Geldiğim yeri sürekli öğrenme sevdama ve bu uğurda karşıma çıkan hocalarıma borçluyum.


2019 Hedeflerim
Bu sene 2019 için bir hedef belirlemesi yapmak istemiyorum. Gayretimden şüphem yok. Sonucu veren Allah’tır insanın emeğinin. O’nun verdiğine rıza göstermek istiyorum. Bakalım 2019 nelere gebe olacak bizim kendi küçük dünyamızda ve yaşadığımız büyük dünyada. Şimdi bu seneye özel içinizden geldiği gibi dua etmenizi diliyorum sizden. Cümleler size ait olsun. Üç cümle olsun en az. Zaten bizi böyle bir zamanda ayakta tutan birbirimize ettiğimiz dualar değil mi? Benim duam şöyle sizler için:

2019 kalbinize/kalbimize/dünyamıza aydınlık getirsin. (Amin)

Mehmet Teber
5 Ocak 2019 / Muğla-Fethiye

2019’a Merhaba Reviewed by SNMZ on 1/06/2019 Rating: 5 Yapraktan Kayık ve Deniz Benim için bir gelenek oldu artık, bir önceki yılın muhasebesi ve yeni yılın hedefleri. Tam 9 yıl olmuş bu ...
İleri
Bu en son içerik
Önceki Kayıt

1 yorum:

  1. Değerli hocam bu yılki değerlendirmeniz çok farklı olmuş. Bizlerle bu detayları paylaştığınız için çok teşekkür ederiz. Aslında geçmişi değerlendirmek ve plan yapmak farkındalık oluşturuyor.
    Aslında gelecek yılın planını yapmak
    Niyet etmektir bence. Niyet etmeyince amelde fiiliyata dönüşmüyor sizden Allah razı olsun.
    Sizin yaşadığınız her ne ise rabbim hayra döndürsün. Başınıza her ne gelirse gelsin ailenizle birlikte olduktan sonra aşamayacağınız şey yoktur. Rabbim birliğinizi dirliğinizi daim etsin. Evladınız önce ailesine sonra Vatanına milletine hayırlı evlat olsun.Sizleri Allah için seviyoruz.
    Kim sizin hakkınızda ne düşünüyor ise Allah ona on katını versin.
    Hz Ali

    YanıtlaSil

HTML kodu kullanarak yazılan yorumlar onaylanmaz.

Yorumlarınızı yazarken menüden "Anonim"i seçiniz. Yoruma ad soyadınızı yazabilirsiniz.

Eğer bir Gmail hesabınız var ise, menüden "Google hesabı"nı oturum açıp seçebilirsiniz.

Menüden Adı/URL seçeneği ile, adınızı ve e postanızı yazabilirsiniz.